Aykut Teker
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. Toplumsal duyarsızlık

Toplumsal duyarsızlık

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Günlük hayatın koşuşturmacası içinde fark etmesek de toplum olarak ciddi bir duyarsızlaşma eşiğinden geçmekteyiz. Kimsenin kimseyi görmediği, sorumlulukların ertelendiği, en temel insani reflekslerin bile giderek köreldiği bir dönemin içindeyiz. Oysa toplumsal duyarlılık, bir arada yaşamanın keyfi bir yan ürünü değil; tam tersine, uygarlığın sürdürülebilmesi için vazgeçilmez bir ortak bilinç düzeyidir. Bu bilinç gerilediğinde, kamusal alan dışında, özel hayatın en mahrem köşeleri bile sarsılmaktadır. Bireyin kendi sınırına çekilip çevresindeki yaşamı önemsememeye başlaması, toplumsal çözülmenin ilk ve en görünmez adımıdır. Bugün kalabalık caddelerde, toplu taşıma araçlarında, trafikte, hatta aile ilişkilerimizde tanık olduğumuz küçük ama çarpıcı örnekler, bu çözülmenin ne denli derinleştiğini açıkça ortaya koymaktadır. Duyarlılık kaybı, sıradan bir davranış bozukluğu değil; toplumun vicdani nabzının zayıflamakta olduğunun somut bir göstergesidir. Bu yazı, gündelik hayatın içinde sıkça karşılaşılan ve çoğu zaman fark edilmeden normalleştirilen kimi duyarsızlık biçimlerine dikkat çekmek amacıyla kaleme alınmıştır.

Toplu taşıma araçlarında yaşananlar, bu duyarsızlığın en görünür hallerinden biridir. Ayakta durmakta zorlanan yaşlıları, engelli bireyleri ya da hamile ve çocuklu anneleri fark etmemek; koltukta otururken gözlerini telefon ekranından ayırmamak; aynı aracı paylaştığı insanları yok saymak.. Bunlar yalnızca bireysel bir kalabalığın ötesinde ortak yaşam kültürünün zayıflamasıdır. Oysa koltuk vermek bir lütuf değil, kamusal alanı paylaşmanın doğal bir gereğidir. Araçtan inerken edilen kısa bir teşekkür ya da kurulan küçük bir göz teması bile, birlikte yaşama bilincini diri tutan ayrıntılardır. Bu ayrıntılar kayboldukça kalabalıklar artmakta, toplum olma duygusu ise aynı hızla gerilemektedir.
Benzer bir tabloyu trafikte de görmek mümkündür. Direksiyon başına geçildiğinde birçok insanın gündelik hayatta sergilemediği bir öfkeyi kolaylıkla dışa vurabilmesi, duyarsızlığın başka bir yüzüdür. Sinyal vermeden şerit değiştirmek, yaya geçidinde durmamak, olur olmaz alanlarda ve aceleyle korna çalmak, yol vermeyi zayıflık olarak görmek… Oysa trafikte geçirilen her an, yalnızca bireysel bir hareket alanın ötesinde, başkalarının yaşam hakkıyla doğrudan temas eden bir sorumluluk alanıdır. Bir kavşakta birkaç saniye beklemek, çoğu zaman bir hayatı korumak anlamına gelmektedir. Yol vermek, hız kaybetmek değil; insani bir duruş sergilemektir.

Toplumsal duyarlılığın aşındığı alanlardan biri de aile ilişkileridir. Büyükleri aramak, hatırını sormak, fırsat buldukça ziyaret etmek gibi davranışlar, modern hayatın yoğunluğu gerekçe gösterilerek giderek ertelenmektedir. Oysa bu alışkanlıklar yalnızca bireysel bir nezaket meselesi değil; toplumsal hafızanın taşınma biçimidir. Bugün bir telefon açmaya zaman bulamayanların, yarın hatırlanmayı beklemesi gerçekçi değildir. İnsan, kökleriyle bağını zayıflattıkça geleceğe daha güvensiz adımlar atmaktadır. Aile büyüklerine gösterilen özen, aslında kişinin kendi geçmişine ve kendisine duyduğu saygının da bir yansımasıdır.

Doğaya yönelik tutumlar da aynı duyarsızlaşmanın genişleyen halkalarını oluşturmaktadır. Parklara, caddelere, sokaklara, sahillere ve ormanlara bırakılan çöpler; hoyratça tüketilen doğal alanlar; “nasıl olsa biri temizler” anlayışı… Bunların hiç biri masum değildir. Doğayı korumamak, yalnızca çevreyi kirletmek değil; gelecek kuşakların yaşam alanını daraltmaktır. Bu noktada, İskandinav ülkelerinde spor karşılaşmaları sonrasında ortaya çıkan tabloyu hatırlamak öğreticidir. Binlerce seyircinin izlediği maçların ardından tribünlerin temiz bırakılması, çöplerin elde taşınarak dışarıdaki çöp kutularına atılması, herhangi bir denetimden çok yerleşmiş bir kültürün sonucudur. Bu tutum, çevreye saygının kampanyalarla değil; eğitimle ve alışkanlıklarla içselleştirildiğini göstermektedir. Dolayısıyla mesele, bireysel tercihlerden ziyade uzun yıllar içinde inşa edilen bir toplumsal bilinçtir.

Hayvanlara yönelik duyarsızlık ise bu çözülmenin en acı yüzlerinden biridir. Sokakta aç kalan, susuz kalan ya da yaralı halde yaşam mücadelesi veren hayvanları görmezden gelmek; onların varlığını rahatsız edici bir ayrıntı gibi algılamak, merhamet duygusunun ne ölçüde aşındığını göstermektedir. Oysa bir kap su bırakmak ya da küçük bir yardımda bulunmak, büyük söylemlerden çok daha anlamlıdır. Merhamet, en zayıf olana gösterilen ilgiyle ölçülür; bir toplumun vicdanı da tam bu noktada kendini ele verir.
Komşuluk ilişkileri de bu genel tablodan bağımsız değildir. Aynı binada yaşayıp birbirini tanımayan, selamlaşmayan, ihtiyaç anında kapısını çalmaktan çekinen insanlar, farkında olmadan yalnızlığı çoğaltmaktadır. Oysa komşuluk, yalnızca mekânsal bir yakınlık değil; güvenin ve dayanışmanın en temel biçimidir. Basit bir selam, küçük bir hatır sorma, zor zamanlarda kurulabilecek bağların ilk adımıdır. Bu bağlar zayıfladığında, toplum da çözülme başlamış demektir.

Toplumsal duyarlılık, büyük laflarla savunulan bir erdemden çok; gündelik hayatın içinde tekrar eden küçük tercihlerle yaşatılan bir bilinç halidir. Bir koltuk vermek, bir yaya geçidinde durmak, bir büyüğü aramak, bir kap su bırakmak ya da yaşadığımız çevreyi temiz tutmak… Bunların hiçbiri olağanüstü çabalar değildir. Ancak bu basit davranışlardan vazgeçildiğinde, toplumun vicdanı da yavaş yavaş sessizliğe gömülmektedir.

Bugün birbirine kayıtsız kalan kalabalıklar, yarın dayanışma bekleme hakkını da yitirmektedir. Çünkü duyarlılık, yalnızca başkalarına gösterilen bir incelik değil; aynı zamanda geleceğe bırakılan bir mirastır. Bu mirası tüketmek kolay, yeniden inşa etmek ise uzun ve zahmetlidir. Dolayısıyla mesele, nasıl bir toplumda yaşamak istediğimizden ziyade, nasıl bir toplum bırakacağımızdır.

Toplumsal duyarsızlık
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin