Din Savaşı mı, Yoksa Savaşın Dini mi?
Köklü bir soruyla yüzleşmek gerekiyor: Ortadoğu’daki savaşlar gerçekten din yüzünden mi çıkıyor? Yoksa din, başka nedenlerle çıkan savaşların üstüne sonradan giydirilmiş bir elbise mi?
Kanıtlar ikinci yönde daha güçlü konuşuyor. Irak’ta Sünni-Şii çatışmasının bu denli alevlenmesi, Saddam döneminde bastırılan toplumsal gerilimlerin 2003 işgaliyle birlikte patlak vermesinin ürünü; bunun temelinde petrol gelirleri üzerindeki kavga, işsizlik, devlet kurumlarının çöküşü ve yabancı müdahale yatıyor. Yemen’de Husi hareketi uzun yıllar Sünni hükümetlerin marjinalleştirdiği bir bölgeden ve nüfustan çıktı; yoksulluk ve dışlanma, dini mobilizasyonun zeminini hazırladı. Suriye iç savaşında Esad karşıtı grupların önemli bir bölümü başlangıçta laik demokratik talepleri olan sivil hareketlerdi; savaş uzayıp dış aktörler devreye girdikçe mezhepsel söylem öne çıktı.
Sosyolog Mark Juergensmeyer’in kavramıyla söylersek, din ‘kozmik savaş’ anlatısı sunuyor: Sıradan siyasi çatışmaları evrensel bir iyi-kötü savaşına yükseltiyor, savaşçılara anlam ve kimlik veriyor, ölümü kutsal bir görev haline getiriyor. Bu işlev son derece güçlü — ve tehlikeli. Ama bu işlevi yerine getiren din, çatışmanın gerçek nedeni değil; çatışmayı büyüten ve kalıcılaştıran bir amplifikatör.
Öte yandan dini tamamen araçsal bir etken olarak görmek de yanıltıcı. Din yalnızca mobilizasyon aracı değil; aynı zamanda insanların gerçekten inandığı, kimliklerini ve dünya görüşlerini belirleyen bir anlam sistemi. Hamas liderlerinin samimi inançları var; İran’daki dini önderler dünya görüşlerini gerçekten İslami bir çerçeveden şekillendiriyor. Bu inançları paranteze alarak yalnızca ‘gerçek’ çıkarları aramak, aktörleri anlamayı değil; onları küçümsemeyi doğuruyor.
Saygılarımla | Akif Kosem

