Tarih: 1999
Bebek katili İmralı’da.
Hücresinde televizyon var.
Kitap okuyor.
Spor yapıyor.
Mektup yazıyor.
. . .
Tarih: 2024
Bir “siyasetçi” çıktı.
Dedi ki: “Meclise getirelim.”
“Kürsüye çıksın” dedi.
“Konuşsun” dedi.
. . .
Peki…
Anneler ağlarken neredeydiniz?
Öğretmenler yakılırken neredeydiniz?
Bebekler kurşunlanırken neredeydiniz?
Askerler şehit düşerken neredeydiniz?
★
Rakamlar konuşsun:
40 bin can.
1 trilyon dolar.
3 bin köy.
2 milyon göç.
Bunlar sadece rakam değil.
Her biri bir anne gözyaşı.
Her biri bir baba acısı.
Her biri bir evlat hasreti.
. . .
Soruyorum şimdi…
Hangi sıfatla çıkacak kürsüye?
“Barış elçisi” mi diyeceksiniz?
“Kanaat önderi” mi?
Yoksa… Bebek katili mi?
. . .
Ya sonra?
Konuşacak.
Propaganda yapacak.
Yeni talepler isteyecek.
Tehditler savuracak.
Ve siz…
İzleyeceksiniz.
. . .
1920’de…
İlk meclis açıldığında…
İstiklal marşı okunduğunda…
Şehitler türküsü söylendiğinde…
O kürsü kutsaldı.
Şimdi…
Kana bulanmış elleri…
O kutsal kürsüye değecek öyle mi?
. . .
Hatırlatırım…
Şehit çocukları var bu ülkede.
Her sabah babalarının fotoğrafını öpüyorlar.
Her gece rüyalarında görüyorlar.
Onlara ne diyeceksiniz?
Nasıl bakacaksınız gözlerine?
. . .
Yazık…
Çok yazık…
Saygılarımla

