Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da Uluslararası Aile Forumu’nda yaptığı konuşmada “aile politikalarının bir yıla sığdırılmayacağını” belirtirken, 2026-2035 yılı arasını “Aile ve Nüfus 10 Yılı” olarak ilan ettiklerini duyurdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, tıbbi zorunluluk haricinde kürtajı ‘cinayet’ olarak nitelendirme düşüncesini yineyerek, Tıbbi zorunluluklar haricinde özünde bir cinayet olan kürtaj, yine aynı çevreler tarafından masumlaştırıldı, sıradan hâle getirildi.” dedi.
Erdoğan’ın ilan ettiği ‘2025 Aile Yılı’ kapsamında yapılan Uluslararası Aile Forumu, İstanbul’da düzenlendi. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada aileyi güçlendirmeye yönelik politikaların devam edeceğini vurgularken, LGBTİ+’ları hedef aldı. Erdoğan, Türkiye’nin doğurganlık hızının 1,48’e gerilmesini “felaket” olarak nitelendirdi.
Erdoğan, şu mesajları verdi:
“Kürtaj, özünde bir cinayettir”
- 1960’lardan itibaren dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi benzer politikalar uygulandı. Tıbbi zorunluluklar haricinde özünde bir cinayet olan kürtaj yine aynı çevreler tarafından masumlaştırıldı, sıradan hale getirildi.
- Neticede demografik dengemiz alt üst oldu. Bugün bu yanlışla çok dramatik bir şekilde yüzleşiyoruz. TÜİK’in açıkladığı veriler, ülkemizin karşı karşıya olduğu tehditleri açıkça ortaya koyuyor.
- Türkiye’nin doğurganlık hızı tarihimizde ilk kez 1,48’e gerilemiş durumda. Bu bir felaket. Bu rakam, kritik eşik olan 2,1’in çok altında bir seviyedir.
- Modernleşmeyi ailesizleşme ve yalnızlaşma gibi iki kavram üzerine bina eden anlayışın bireye de topluma da huzur vermesi mümkün değildir.
Kişisel konforu önceleyen yaşam biçimi, gençlerden başlayarak maalesef toplumun kılcallarına doğru hızla sirayet ediyor. - Dayanışmacı aile yapısı, küresel pazar aktörlerinin tercih ettiği, tasvip ettiği, istediği bir durum asla değildir.
- Birileri ısrarla kabul etmek istemese de ailesinden koparılmış, millet bağı zayıflamış bireyin özgür ve özgün olmasına imkan yoktur.
“Ailesinden koparılmış bireyin özgür olmasına imkân yoktur”
Tüketim kültürünün özendirilmesiyle eş zamanlı olarak aile kurumunun itibarsızlaştırılmasının en büyük nedeni budur. Birileri ısrarla kabul etmek istemese de ailesinden koparılmış, millet bağı zayıflamış bireyin özgür ve özgün olmasına imkan yoktur.
Dünyanın neresinde olursa olsun aile kurumumun irtifa kaybetmesiyle birlikte insanlar popüler kültürün tüketim nesnesi haline gelmektedir.
Özgürlük ambalajıyla sunulan, aslında büyük bir kölelik düzenidir. Bunun en çarpıcı örneği, cinsiyetsizleştirme projesidir. Bugün insanlık, kendi varlığının en temel hakikatleriyle sınanıyor. İnsan fıtratı, küresel ölçekte organize bir kuşatma altındadır.
LGBTİ+’ları hedef aldı
- Sırf LGBT belasını eleştirdiği için sanatçılar, iş adamları, siyasetçiler, bilim insanları linç edilmekte, adeta yaşayan birer ölüye çevrilmektedir.
- LGBT sapkınlığına karşı mücadele, aynı zamanda özgürlük mücadelesi, haysiyet ve insanlığın istikbalini kurtarma mücadelesidir.
“Ekonomiyle doğum hızı arasında bağlantı yok”
Biz bunu söylediğimizde hemen birileri ‘ekonomi’ diyor. Özellikle muhalefet bu meseleyi sık sık istismar ediyor. Ülkemizde doğum hızının düşmesi ekonomide yaşanan dönemsel sorunlarla ilgili değildir. Kişi başına düşen gelirin şu anki seviyenin beşte biri olduğu dönemlerde ülkemizin doğurganlık hızı yaklaşık 2 kat daha fazlaydı. Yıllar içinde refah seviyesi yükseldikçe doğurganlık hızımız birçok sebepten düşmeye başladı. Türkiye’de değil, dünyanın diğer ülkelerinde de benzer durum söz konusu.
Ekonomik zorluklardan ziyade, popüler kültürün konforu, tüketimi ve nefsi hevesleri yücelten telkinleri, bu sıkıntıların en önemli nedenidir. Karşı karşıya olduğumuz bu tablo bir istatistik değil, bizi harekete geçmeye çağıran açık bir ikazdır.
Son dönemde nüfusumuzu artıracak, evliliği teşvik edecek, en az üç çocuk çağrımıza uygun şekilde evlat sahibi olmayı özendirecek önemli politikaları devreye alıyoruz.
28 Mayıs’ta doğum yardımı ödemelerini toplu olarak yapacağız. 163 bin 295 haneye, yaklaşık 1,2 milyar liralık ödeme gerçekleştireceğiz. (Aile ve Gençlik Fonu) Fondan faydalanmak için yaklaşık 114 bin kardeşimiz müracaat etti, hak kazanan çiftlerimizin sayısı 41 bine ulaştı.
“2026-2035 dönemini Aile ve Nüfus 10 Yılı ilan ediyoruz”
Aile ve nüfus, bir yıla sığdırılacak kadar dar bir gündem değildir. Aile kurumu üstündeki küresel baskılar ve nüfusumuzdaki değişim, kararlı ve bütüncül politikalarla yönetilebilir. Kalıcı politikalar geliştirmek mecburiyetindeyiz. 2026-2035 dönemini Aile ve Nüfus 10 Yılı ilan ediyoruz. Bu 10 yılda iş hayatından eğitime, kültürden şehir planlamasına, teknoloji ve sosyal planlamasına kadar tüm alanlarda aileyi merkeze alan adımlar atacağız. Mutlu aile, mutlu bir birey ve mutlu bir toplum demektir. Aileye değer verenler olarak umudu çoğaltacak, dayanışmayı güçlendirecek, dalga dalga mutlu, sıcak, sevgi dolu bir toplumu birlikte inşa edeceğiz.”




