DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündemdeki yargı reform paketine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Suça sürüklenen çocuklara yönelik cezaların ağırlaştırılmasını öngören düzenlemeyi sert bir dille eleştiren Koçyiğit, “Bu ülkede suçlu çocuk yoktur, suça sürüklenen çocuk vardır” ifadelerini kullandı.
Koçyiğit, son dönemde gündeme gelen yasa teklifleri üzerinden çocuk adaleti sisteminin işleyişine ve devletin rolüne dair kapsamlı eleştirilerde bulundu.
Koçyiğit’in açıklaması şu şekilde:
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK
“Yine sızan pakette bir şey daha var, özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum. Bazı davalar üzerinden de çok gündem olmuştu. Suça sürüklenen çocuklara ağır cezaların verilmesi. Açık ve net söyleyelim. Bir ülkede suçlu çocuk yoktur diyoruz değil mi? Bu temel bir ilke. Suça sürüklenen çocuk vardır. Peki, bu ülkede bu kadar çok fazla, özellikle de ağır suçlara çocuklar neden sürükleniyor? Bu devlet nerede? Bu sistem nerede? Aklına bir tek çocuklar suç işledikten sonra mı geliyor çocuklar? Suç önleme görevi ve sorumluluğu kimin? Toplumun değil mi? Devletin değil mi? Bu ülkenin bir çocuk bakanlığı yok. Ülkede yoksulluk nedeniyle her gün çocukları istismar eden çeteler gerçeği ortadayken; bu çetelere savaş açmak ve bu çeteleri ortadan kaldırmak yerine 15-18 yaş arası çocukların işledikleri suçlarda ceza indirimini ortadan kaldıracak bir hükmün getirilmesi, çocuk haklarına ve çocuğun üstün yararına aykırıdır. Bu asla ama asla kabul edilemez. Ne daha fazla ceza ne daha fazla hapishane çocukları suçtan korur. Bebeklikten başlayıp 18 yaşına kadar gelinceye kadar bütün bir sorumluluğun toplumda, devlette, ailede olduğu gerçeğini görmemiz gerekiyor. Suçu önleyecek mekanizmaları konuşmamız gerekiyor.
BU ÇOCUKLARA KARŞI SORUMLULUĞUMUZ VAR
Çocukları gerçekten sistemsel olarak korumamız gerekiyor. Sistemsel bir koruma olmadığı için çocukların suç işlemesini sonuçlar üzerinden tartışmayı bir zul sayıyoruz. Bu ülkenin en büyük handikabı bu. Hiçbir şeyin nedenini konuşmuyoruz, hiçbir şeyin nedenine eğilmiyoruz. “Bu neden açığa çıktı?” sorusunu bu ülkede kimse sormuyor. Sorduracak siyasal ve toplumsal iklimi de yok ettiler. Bir cinayet oluyor, bir olay oluyor ve sonuçları üzerinden kıyamet koparılıyor. Büyük büyük kampanyalar yapılıyor ve iktidarın kendisi de bu kampanyalara esir oluyor. Çözüm, 15-18 yaş arası çocukları cezalandırmak değil; çocukları suçtan koruyacak, onların suça sürüklenmesini engelleyecek mekanizmaların hızlı bir şekilde devreye girmesidir. Çocuk yoksulluğunu, çocukların yaşadıkları travmaları, cinsel tacizi ve istismarı, yatağa aç giren çocuk gerçeğini, çocuk emeği sömürüsünü konuşmadan; çocukları daha fazla cezalandıracak, daha fazla cezaevinde tutacak bir uygulamayı konuşmayı zul sayıyoruz. Her birimiz yetişkin ebeveynleriz, her birimiz yetişkiniz. Bu çocuklara karşı sorumluluğumuz var. Sorumluluğumuz onları daha fazla cezaevinde tutmak değil. Cezaevlerini ortadan kaldırıp suça sürüklenen çocuk oranını minimize edecek toplumsal, siyasal, ekonomik önlemleri almaktır…”




