İzmir Büyükşehir Belediyesi Temmuz ayı olağan meclis toplantısında konuşan CHP Grup Sözcüsü ve Bornova Belediyesi Grup Başkan Vekili Yağmur Yurdakul Özkan, gündeme ilişkin sert eleştirilerde bulundu.
Konuşmasında yaşanan ekonomik kriz, kamu işçilerinin ve çiftçilerin durumu, gözaltı süreçleri ve CHP’li belediyelere yönelik soruşturmaları gündeme taşıyan Özkan şu ifadeleri kullandı:
“Fakat şöyle ilerleyelim. Şimdi tabii bunları konuşuyoruz. Çünkü niye konuşuyoruz biliyor musunuz Başkanım? En çok da bu gündemin tabii değiştirilmesi gerekiyordu. Neyin? İnsanlar açlıktan kırılıyor. Don vurmuş kirazın kilosu kaç lira olmuş. Çiftçiler tarlalarının başında. Kan ağlıyor. Görüyorum işçilerden bahsediyoruz ama kamu işçileri kimsenin aklına gelmiyor sanırım. Helva kavuruyor kamu işçileri, hükümete veriyor öldük biz diye. Bunu da görüyoruz. Taksit taksit bayram ikramiyeleri ödeniyor. Emekli eli kulağında bekledi, zammı bekledi. 2500 lira falan yapılmadı sanırım bu emekli aylıkları. 26 bin hektar sadece İzmir’de. Arkadaşlarımız uzun uzun anlattı. Ormanı, tarlası, yangın vardı. Burada Vali Bey çıktı, Gediz Elektriği’nin bir takım yenilikleri yapmadığından bahisle bu yangınların kaynaklandığını söyledi. Ama bunu üzerinde de hiç durmuyoruz. Sonra gece askeri helikopteri kalkmadığı gibi konular var. Bunların da üzerinde hiç durmuyoruz. Çiftçi meclisin önüne çadır kurmuş, zeytinime dokunma diye günlerdir ağlıyor. Kim duyuyor bunu? Ben duyuyorum. Ev genci diye bir nesil çıktı. Farkında mısınız? İnsanlar doğuyor, büyüyor, okuyor, iş sahibi olup evleniyor demek isterdim. Evde çürüyor, işi yok. Bunun dışında aile yılı dedik, ben artık katledilen kadınların sayısını saymayı bıraktım.”
Özkan, konuşmasının devamında CHP’li belediyelere yönelik yürütülen soruşturmalara ilişkin de şu açıklamaları yaptı:
“Vicdanım daha fazla çünkü kaldırmıyor. Şimdi bunlar varken biz tabii ki soruşturmaları konuşmalıyız. Çünkü tüm bunlara rağmen ardı arkası kesilmeyen tek bir şey var, CHP’li belediyelere soruşturmalar. Bunu konuşunca da diyorlar ki olayı siyasi yöne çekmeyin. Şimdi biz kimseye parti olarak soruşturma açmayın, kimseyi soruşturmayın demedik. Genel başkanımız her gün mitinglerde dile getiriyor. Diyor ki usulsüzlük, yolsuzluk varsa ortaya çıksın, ben hiçbir şeyin üstünü örtmem. Ama ne diyor, öyle bir şey yoksa da kimsenin hakkını da kimseye yedirtmem, ben buradayım diyor. Şimdi ne diyor, şeffaf olun diyor, adil olun diyor, hukukun üstünlüğünü koruyun diyor. Şimdi biz bunları söyledikçe halk sokağa adalet diye döküldükçe ne oldu? Soruşturmaların şeklinde garabet üstüne garabet olmaya başladı. Az önce dedim ya arkadaş keşke milletvekillerinin söylemlerine baktığı kadar avukatların da ne söylediğine baksaydı. Duyulmamış belli ki ben o avukatlar adına ne dediler, ne oluyor? Tabi böyle soruşturmanın gizliliği, işte efendim mahsumiyet kalesini ihlal edecek nitelikte değil açıklamalarım. Bunu doğru bulmuyorum, bir hukukçu olduğum için belki bilmiyorum. O mahiyette de dosyaya girmedim çünkü hiçbiri benim birebir müvekkilim de değil, buradaki kimsenin de değil. Fakat avukatlar şunlardan da bahsetti, bunlara da ben cevap almak isterdim. Mesela bu insanlar neden dedi sabahın dördünde çocuklarının gözü önünde sanki bir suç örgütü lideriymiş gibi gözaltına alma yönetmeliği yok sayılarak gözaltına alındı bu insanlar bunları sordu.”
Özkan, gözaltı sürecine dair eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü:
Bir takım görüntüler yayınlandı, hatırlıyor musunuz? Böyle olağanüstü büyük narkotik şov ve operasyonlarında olur onlar. Sanki öyle bir operasyon varmış da, olağanüstü bir uluslararası örgüt çökertiliyormuş gibi bir şeyler yayınlandı. Ne oluyor dedik, bu dosyanın gizliliği mi? Hani tekrarlıyorum ki, hiç yok sayılıyor ya çünkü. Bunlar yayınlanabilir mi? Oradaki polisin görevi nedir biliyor musunuz başkanım? Oranın güvenliğini sağlamak, çekim yapıp yayınlamak değil. Sonra öğrendik ya, o görüntüler oraya da ait değilmiş. Bir de böyle bir şey var. Şimdi kamuoyu yanıltıldı mı? Memurlar eliyle mi yanıltılıyor? Neden yapılmaya ihtiyaç duyuluyor? Bunlar da aynı sorular. Şimdi bunun dışında bu insanları gözaltına aldılar her şeyi ihlal ederek. Bu kadar kalabalık bir şekilde gözaltına alındı bu insanlar. Bir tane tuvaletin olduğu karakolda bekletiliyorlar. Böyle havasız bir yerde, bilmiyorum aşağı gözaltına inip gördünüz oldu mu? Betonların üzerinde varsa, şanslıysa işte battaniye vesaire olabiliyor. Tuvalet kuyruğu bekleyerek günlerce gözaltında tutuldular. Şimdi gözaltı süresini uzatmak neden vardır kanunlarda? Bir kişinin ifadesi alınır. Eğer 24 saat yetmezse ek süre alınır. O ifade bitsin diye alınır ama. Adamı burada 5 gün tutayım canım isteyince ifadesini alayım diye yoktur o ek süreler. Ama ne oldu? Sanırım 3 gün boyunca doğru düzgün ifade bile alınmadı. Peşinen insanlar orada tutuldu. Bu işkence midir? Yorumu sizlere bırakıyorum.”




