CHP Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Deniz Yücel, CHP Genel Merkezi’nde gündeme yönelik değerlendirmelerde bulundu. Yücel, Türkiye’nin tarihi bir kırılmanın eşiğinde olduğunu söyledi.
CHP’li belediye başkanlarına yönelik 5 Temmuz’da gerçekleştirilen operasyonları, “Hukuksuz ve olağanüstü süreç” olarak değerlendiren Yücel, “Kimse bu yaşananlara karşı sessiz kalmamızı beklemesin” değerlendirmesinde bulundu.
KIRMIZI ÇİZGİ ÇOKTAN AŞILMIŞTIR
İktidar, 2 gün önce de Adana’nın, Antalya’nın ve Adıyaman’ın iradesine çökmek için düğmeye bastı…. Hedefine koyduğu Cumhuriyet Halk Partisi’ni yıpratmak, Yerel yönetimlerdeki gücümüzü zayıflatmak, iktidar yürüyüşümüzü sekteye uğratmak için akla hayale gelmeyecek kötülükler bir bir devreye sokulmaktadır…Bu saldırıların, bu soruşturmaların, bu tutuklamaların neden yapıldığını biliyoruz…Mertçe, demokratik bir yarışa girmekten korkanlar, rakiplerini bertaraf etmek için haksızlıkta, hukuksuzlukta, kötülükte sınır tanımıyor. Bugün baktığımızda, Bağımsız ve tarafsız olması gereken yargı, Hukuk, adalet ve vicdan çizgisinden uzaklaşmıştır. Sadece bir kişinin koltuğunu koruması uğruna, masum ve mazlumlar tutsak edilmektedir. AKP’nin “Seçimsiz bir Türkiye” hayali ile kırmızı çizgi ise çoktan aşılmıştır. Türkiye’de yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı hemen hemen her dönem tartışılmıştır. Ancak yargı hiçbir zaman, bugün olduğu kadar iktidara bağımlı olmamış, iktidarın aparatı gibi hareket etmemiştir.
SANDIKTAN BAŞKA HİÇBİR ŞEY MERHEM OLAMAZ
İktidarın İstanbul ile başlayan, İzmir, Adana, Antalya ve Adıyaman’la devam eden operasyonları; sadece bu illerimizde yaşayan vatandaşlarımızın iradesini yok saymak değildir. AKP, kendisinin yazıp, kendisinin oynadığı bu tiyatroda, 86 milyona meydan okumaktadır. Ve AKP “Benim gibi düşünmeyeni saf dışı bırakmak için başvurmayacağım yol yok! Herkes ayağını denk alsın” demektedir. İnsanlar açlıktan, yokluktan, yoksulluktan kırılırken, mutfak yangın yeriyken AKP,Bu operasyonlarla, bu soruşturmalarla, bu tutuklamalarla 86 milyona, “Senin seçimine saygım yok, Senin iradene saygım yok” demektedir. “Sen sosyal belediyecilik hizmetlerini hak etmiyorsun, vasata mahkumsun” demektedir. “Benim izin vermediğim kanalı izleyemezsin, senin doğruları bilmeye hakkın yok” demektedir. “22 bin lira asgari ücretle, 16 bin lira emekli maaşıyla geçineceksin” demektedir. Kira artış oranı % 43’lere, gerçek enflasyon %70’lere dayanmışken asgari ücretliye “Ara zam yapmıyorum” emekliye “Sana reva gördüğüm artış sadece 2 bin 412 lira” demektedir. AKP, bu millete; Etin, sütün, kıymanın, yumurtanın tadını unutturmuştur. İnsan onurunu ayaklar altına almıştır. İnsana insanca yaşamayı çok görmüştür. Kısacası, kendini milletten büyük görmüştür. Türkiye artık bir yol ayrımında ve iktidar gibi düşünmeyen herkes tehdit altındadır. Artık halkın önüne sandığı koymaktan başka hiçbir yol, hiçbir çare, hiçbir çözüm yolu yoktur.. 86 milyonun kanayan yarasına, sandıktan başka hiçbir şey merhem olamaz.
SANDIK ÇAĞRISI YAPTI
Yaptırdığı anketlerde birinci olduğunu iddia eden saraya buradan sesleniyoruz;Mademki birincisin, getir kardeşim sandığı! Mademki kendine güveniyorsun, halk nezdinde de güven tazele! Bizim bildiğimiz yol budur. Biz haktan, hukuktan, halkın iradesinden başka yok bilmeyiz.Biz kumpas bilmeyiz, yolsuzluk bilmeyiz, hırsızlık bilmeyiz, halkın gönlünü kırmayız. Genel başkanımız Sn. Özgür Özel’e soruşturma açanlara ve açtıranlara sesleniyorum… Türkiye’nin ana muhalefet partisi liderinin, son seçimlerde Türkiye’nin 1. Partisinin Genel Başkanının ülkenin geleceğine dair kaygılarını dile getirmesinin, sandık çağrısı yapmasının, demokrasiye, seçme ve seçilme hakkına sahip çıkmasının neresinden suç çıkardınız?Haksız, hukuksuz, tamamen siyasi sebeplerle Belediye Başkanlarımıza yönelen gözaltı ve tutuklama süreçlerine tepki göstermenin neresinden suç çıkardınız? Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanını kriminalize etmeye çalışmak kimseye fayda sağlamaz!Soruşturma açacağınıza yüreğiniz yetiyorsa 2 Kasım’da getirin sandığı!Bizi, soruşturmalarla korkutamayacağınızı hala anlamadınız mı? 110 gündür direniyoruz ve hiç yorulmadık.
İZMİR’E SIÇRATTIKLARI BU HUKUKSUZLUĞA GÖZ YUMMAYACAĞIZ
Bir hukuksuz süreç de İzmir’de yaşanıyor. İl başkanımız Şenol Aslanoğlu, Önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer, İZBETON Genel Müdürü, önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri, Daire başkanları, memurlar ve işçiler olmak üzere 60 kişi hakkında tutuklama kararı verildi. Tutuklanan İzmir İl Başkanımız Şenol Aslanoğlu’nun tek suçu CHP İzmir İl Başkanı olmaktır. Tutuklanan İzmir Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Tunç Soyer’in tek suçu dar gelirli vatandaşlarımıza uygun koşullarda konut üretmek için kooperatiflerle iş birliği içerisinde geliştirilen projedir. Çeşitli sebeplerle kooperatif projesinde gecikme yaşanmış olabilir. Ekonomik koşullar ortada, bundan dolayı bir mağduriyet yaşanmış olabilir. Bu nedenle soruşturma açılabilir, hukuki bir süreç yürütülebilir ancak böyle bir iddiayla insanlar sabahın 5’inde evinden alınamaz, insanlar tutuklanamaz. Yıllarca yaşadığı kente hizmet eden insanların bu şekilde itibarsızlaştırılmasını kabul etmiyoruz. İzmir’e de sıçrattıkları bu hukuksuzluğa göz yumacağımızı düşünenler büyük bir yanılgı içindeler. Haklılığımızdan aldığımız mücadele gücümüz, 86 milyonun geçim mücadelesine de geleceğin Cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu’nun özgürlük mücadelesine de İstanbul, İzmir, Adana, Antalya ve Adıyaman mücadelelerine de yeter, kimsenin şüphesi olmasın!
ERDOĞAN’A SESLENDİ: VAR MISIN
İzmir’de yapılan operasyon öncesinde Erdoğan “Başka şehirlere de sıçrayacak” dedi ve birkaç gün sonra İzmir Büyükşehir Belediyemize operasyon düzenlendi. Elbette bu bir tesadüf değildir. Ve bu operasyon elbette Erdoğan’ın bilgisi dahilinde gerçekleşmiş bir hukuksuzluk sürecidir. İşine geldiğinde “Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımıyorum, saygı da duymuyorum” diyen Erdoğan, işine geldiğinde “Yargı mensuplarına parmak sallamak, “yargı kararını tanımayız” demek, mahkemeler üzerinde baskı kurmak kimsenin hakkı da haddi de değildir. Ne yaparsak yapalım hukuka riayet etmek mecburiyetindeyiz.” demektedir. Sayın Erdoğan, önce sen hukuka riayet edeceksin, yargıdan elini çekeceksin, talimatlarını sonlandıracaksın, hukuk katiline bir son vereceksin… Ve yüreğin yetiyorsa, mertçe, demokratik bir seçimde Ekrem İmamoğlu’yla yarışa gireceksin! Var mısın?”




