10–11 Ekim tarihlerinde gerçekleşen Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin 44. Olağan Meclis Toplantısı ve 15. Sağlıklı Şehirler En İyi Uygulama Yarışması Ödül Töreni kapsamında düzenlenen açılış etkinliğinde Türkiye’nin su kaynakları, iklim krizi ve kuraklıkla mücadelesi masaya yatırıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Birlik Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, çarpıcı verilerle su krizinin boyutlarını ortaya koydu.

“Planlar kâğıt üzerinde kalıyor, gerçeklerle yüzleşmeliyiz”
Tugay, su yönetimi ve yerel yönetimlerin sorumluluğu konusunda şu ifadeleri kullandı:
“Gerçeklerle yüzleşmek gerek, artık varlık çağında değiliz. Eski kavramlarla düşünmenin zamanı geçti. Suyu, toprağı, enerjiyi hep bitmeyecekmiş gibi kabul ettik. Oysa bugün geldiğimiz noktada suyu bir ‘varlık’ olarak değil, kaybolmuş bir sistemin içinde geri kazanılması gereken bir değer olarak konuşmalıyız.”
Tugay, Türkiye’nin birçok havzasında suyun artık planlamaların temel girdisi olmaktan çıktığını, kuraklık ve su kesintilerine dair hem ulusal hem de uluslararası verilerin alarm verdiğini belirtti.

“Alışkanlıklarımızı değiştirmek zorundayız“
İklim krizinin kentleşmeyle birleşerek su kıtlığını daha da derinleştirdiğini belirten Tugay, kentlerin kaynak planlamasında yeni bir anlayışa geçmesi gerektiğini vurguladı:
“Artık kentlerimizin geleceğini ‘yeni sistemleri yerel düzeyde uygulama’ yeteneği belirleyecek. Su politikaları yalnızca boru döşemek ya da baraj yapmak değildir; bu, kentlerin dayanıklılığını yeniden tasarlama meselesidir.”
“Tehdit kapımızda“
Cemil Tugay’ın konuşmasında dikkat çeken bir diğer unsur da ulusal ve uluslararası raporlar ışığında geleceğe dair projeksiyonlar oldu. Tugay, Akdeniz kuşağında yer alan Türkiye’nin, içme suyu sıkıntısı ve tarımsal ürün kayıpları riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı:
“Türkiye yarı kurak bir ülkedir ve topraklarının yüzde 88’i çölleşme riski altındadır. Kişi başına düşen su miktarı 1.339 metreküp ile Türkiye artık ‘su stresi’ yaşayan ülkeler arasında. 2030’da bu rakamın 1.000 metreküpe kadar düşmesi bekleniyor.”
“Sadece bugünü değil, geleceği de koruyalım”
Tugay, içme suyu üretiminden yağmur suyu yönetimine kadar belediyelerin asli görevlerinin stratejik önemine değinerek, sürdürülebilirlik, verimlilik ve yerel çözümlerin önemini vurguladı:
“Temiz ve güvenli suya erişim; sağlıktan ekonomiye, toplumsal eşitlikten ekosistemlere kadar yaşamın her alanını etkiler. Bu nedenle yerel yönetimler daha fazla sorumluluk almalı, merkezi çözümleri beklemek yerine harekete geçmelidir.”
“Sağlıklı Kentler Birliği, mevzuat değişimi için bir platform olmalı”
Su krizinin artık toplumsal bir sorun haline geldiğini ifade eden Tugay, birlik bünyesinde mevzuat değişikliklerinin gündeme alınabileceğini belirtti:
“Her yörenin sorunu, ihtiyacı farklı. Merkezi hükümetin çözümlerini beklemek zaman kaybettiriyor. Sağlıklı Kentler Birliği’ni, ihtiyaç duyulacak yasal değişiklikler için bir platform olarak da kullanmalıyız.”




