İnsanlık sınavlarının en üst noktasında günümüzde. Öyle ki dünyada kafanızı nereye çevirseniz kaos var. Gerek ekonomik gerek sosyolojik. Yaşam koşulları insanlığı zorlayıcı aşamada ve insanlar mutsuz, insanlar agresif, insanlar öfke dolu.
Tüm insanlık sistemin kölesi durumunda. Güç birileri tarafından yönetiliyor ve gücü elinde tutanlar tüm insanlığı her alanda ki manipülasyonları ile köleleştirmiş vaziyette. Sanayileşmeden günümüze kadar süren bu süreçte geldiğimiz noktada endüstri ve teknolojinin dünya insanına olumsuz etkilerini yaşamaktayız.
Üst yönetimin uyguladığı bu baskı alt kademede toplumlar arası hatta bireyler arası da hissedilmekte. Öyle ki, ülkeler arası güç savaşları, bireyler arası psikolojik ve duygusal savaşlar insanlığı gün gün tüketmekte. İnsanın insana, insanın hayvana, insanın doğaya olan düşmanca duyguları sayesinde dünya kontrolsüz tüketim, bireysel şiddet ve vahşice yaşamın pençesinde.
Gün geçmiyor ki güne kan donduran olaylarla başlamayalım. Bir gün küçük bir çocuk öldürülüyor, diğer gün hayvan katliamları haberleri, bir sonra ki gün ülkeler arası savaş, başka bir gün kadın cinayeti, taciz ve tecavüz haberleri, doğanın katledilmesi vs. vs…
İnsanoğlu kontrolden çıkmış vaziyette bakıldığında. Ve bu kontrolsüzlük tüm dünyada katman katman yaşanmakta. Kimi ülkelerde daha fazla, kimi ülkelerde daha farklı alanlarda. Toplamda dünya insanlığı yolun sonunda.
Peki insanoğlu nasıl bu noktaya geldi?
Şeytanına teslim olarak! Yani nefsine.
Nefs ve ego şeytanın oyun bahçesidir. Ve insanoğlu bu sahte oyun bahçesinin sahte renklerine aldandığından kendinden fersah fersah uzaklaştı ve şeytanının ağına sarıldı.
Nefs ve ego ne der? Hayatta kalma güdüsü ile sürekli konuşur, sürekli al der, sen’sin der, hakkın der, daha fazla der ve hiç doymaz. Nefs ve ego karnı hiç doymayan canavardır. Ve bu canavarın en büyük özelliği ise İnsanoğlunu yaratan Tanrı’ya meydan okumaktır.
Yaratılan her insanın içinde şeytanı ve Tanrı’sı vardır. Ancak 7 yaşından itibaren insan Tanrı’sı ile arasında ki perdeden dolayı şeytanı ile baş başa kalır. Ve o şeytanı kendisi zanneder, onunla özdeşleşir. Ve o şeytan insana zihin yoluyla sürekli sufle verir. İntikam al, çal, öldür, canını acıt, zevkine bak, başkalarını boşver kendin için herşeyi yapabilirsin, bunların hepsi senin hakkın… Sonra insan, bu güdülerle canavara dönüşüyor. Canavara dönüşen her insan yaydığı enerji ile dünyanın enerjisine katkı sağlıyor. Sağladığı bu katkılar neticesinde, bireysel, toplumsal ve milletler arası olumsuzluklar çığ gibi büyüyor ve dünya bugün geldiği noktaya insanoğlu tarafından getiriliyor. Yani bugün dünyada yaşanan tüm kaosun sebebi insanoğlu.
İnsanoğlu insan olmayı beceremediği için. İnsan şeytanını tercih ettiği için. İnsan nefs ve egosunun demir parmaklıklarına mahkum olduğu için. Sonra dönüyor Tanrı’ya isyan ediyor.
İnsanoğlu öyle bir mahluk ki, hiç sorumluluk almıyor, hep kaçıyor. Günah keçisini her zaman buluyor.
Bakıldığında herkes mükemmel, herkes kusursuz, herkes akıllı, herkes zeki, herkes güzel, herkes başarılı vs vs. Peki o zaman dünyada ki bu kaos nereden çıkıyor. Tanrı sadece seyrediyor, onun işi kaos değil. O sevginin, aşkın ta kendisi. O yarattığı alemleri yarattıklarının gözünden seyrediyor. Yaratılan alemlerde ki yaşanan her durumu, her olayı yaratan insanoğlunun ta kendisi!
Tanrı’nın yeryüzünde ki suretisin, nefesisin, elisin. Yaratıyorsun, her gün ve her an. Düşündüklerinle, duygularınla yaratıyorsun.
Bugün dünyayı seyrederken ne hissediyorsan işte o SENSİN.
İğneyi kendine batırmadıkça dünya düzelmeyecek ve sen bu cehennemin yaratıcısı olmaya devam edeceksin.
Sevgimle.

