Aylin Cantaş
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. İnsan insandan yoruldu…

İnsan insandan yoruldu…

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İnsanlık yorgun, insanlık yılgın, insanlık tükenmişliğin son çeyreğinde. İnsan, insana tahammülsüz. Tahammül gösteremediğimiz insan değil aslında, insan olamayanlar. Her şeyi var insanların, telefonları, arabaları, evleri, kat kat elbiseleri… Bir tek şey yok ki o da tüm bu maddesel varlıkların içinde kendi varlıkları. Her şeyi var ancak kendi yok.

Dünyada ki sistem hep sahip olmak algısı ile manipüle etti insanları ve bugün gelinen noktada öyle çok şeye sahip olduğunu zan’nediyor ki insanlar hala daha sahip olamadıklarının peşinden koşuyor. Öyle ki, bir ev alabilmek için hayatının on yılı ipotek ediyor, bir araba almak için keza, sonra bir yazlık için ikinci on yıl, çocukları kolejde okutmak için bir on yıl daha, dolaplar dolusu kıyafetler için kredi kartı ödemeleri sebebiyle yine yıllar. Uzun lafın kısası dostlar, insan kendinden kaçmak için bir ömür harcıyor farkında değil. Kaçmak mı, işte tam da bu, sahip olmak güdüsü ile yaşamak. Sonra, bir pamuk tıkıyorlar ve iki metrelik bir çukurda son buluyor hayat. Ne oldu şimdi? Kim olarak geldin ve kim olarak gittin…! Hiç düşündün mü? Ya da bu muydu, yaşamak bu muydu, dünyaya gelmenin sebebi bu muydu? Tüm ömrünü ipotek altında geçirmek miydi burada olma amacın? Madem öyle sahip oldukların niye burada kaldı? Onları niye yanına alamadın?

İnsan insandan bunun için yoruldu. Birbiri ile yarışmaktan, birbirine saldırmaktan, birbiri ile savaşmaktan. Bakın önce kendinize sonra etrafınızda ki insanlara, sohbetlere bakın, konulara… Herkes pimi çekilmiş bomba misali. Ağzından sularını akıta akıta canavar edasıyla dolaşıyor insan. Bir de bundan övünç duyuyor. Güce aşık oldu insan, sahte güce. Kaslarını geliştirdi ama beyni küçüldü. Maddi gücü arttı ama değerlerini kaybetti. Bilgisi arttı ama dürtülerini kontrol edemediği için sapkınlaştı.

İnsan bir taraftan içinde yaşadığı illüzyona taparken ve bunu gerçeklik zannederken, kendi gerçeğinden ışık yılı uzaklara hapsetti kendini.

Tüm bunlar olurken dünya nereye evrildi, ya insanlık?

İnsan, insan olamadı. Bir beden ve uzuvlarla, organların bir araya gelmesi insan değildi. Görüntü sadece bir illüzyondu. Ruhun dünya yaşamını deneyimleyebildiği bir kefen.! Beden insanın kefeniydi amaç o kefenden soyunmaktı. İnsan ne yaptı? Sıkı sıkı sarıldı o kefene, kendini o kefenden ibaret sandı. Oysa dünyaya doğarken giydiği o kefenden soyunup hakikate doğmaktı mesele.

Dünyaya geliş doğmak olarak algılandı milyonlarca reenkarnasyonda. Acaba öyle miydi?

Düşün…

Ruhun üzerine giydiği kefen ile anne rahminden dünyaya gözlerini açtığında ruhun gözleri kapandı. Ve üzerinde o kefenle, yaşam denilen ölümlü dünyada kendini kaybetti insan.

Amaç insan olabilmekti önce. Birbirini anlamak, saygı duymak, sevmek, paylaşmak ve bir arada vicdanlı, merhametli, iyi niyetlerle yaşamaktı. Ancak bunları başaranlar içinde ki Tanrı’ya talip olabilirdi.

İnsan, henüz insan olamadan Tanrı’ya talip oldu. Dini mabetlerde aradı O’nu, hocaların dilinde, sözünde, kitapların içinde ki cümlelerde. Kendi dışında her yerde aradı insan Tanrı’yı…

Bir şeyi hiç düşünmedi, hala da düşünmüyor.

İnsan, insan olamadan nasıl Tanrı olacaktı?

İnsan olabilmek dileğiyle…

Sevgimle.

İnsan insandan yoruldu…
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin