Aklı başında girdiğim bu savaştan, psikolojisi bozuk bir savaşçı olarak çıkıyorum.
Çünkü neyim var neyim yok sonsuz güvendiğim bu savaşın karanlığında kaybettim…
Ki , ben senin cennet görünümlü cehenneminde yanmak için kaç cenneti görmezden gelmiştim.. Sen yalanların ile kaybettin! Ben ise gerçekler ile kendimi buldum…
GÜVENMEK…
Diyor ya şair dizelerinde ; yüzlerce kitap okudum tek bir paragrafta takılı kaldım “ben seni kendim gibi sandım” İşte tam olarak burada hata yapmaya başlıyoruz! Karşımızdakini kendimiz gibi sanmakla. Oysaki insanın doğasında olan da bu değil midir? Kendisi gibi görmez mi karşısındakini ? Görmemeliymiş işte ! Tecrübe ettiğim olaylar, psikoloji alanında aldığım eğitimler ve gözlemlerim neticelerinde öğrendim ki sahte insanlar kendi defektlerini karşılarındaki insanlara sanki onların defektleriymiş gibi yansıtıyorlar. Yani bir tür aynalama tekniği!
Örneğin yalan söyleyen biri karşısındakini yalan söylemekle itham ediyor çünkü herkesi kendi gibi sanıyor. Bu arada yalan söylemek bir kişilik bozukluğudur.
Borderline kişilik bozukluğu olan kişiler korku, terkedilme, yalnız kalma, sevilmeme, kabul görmeme ve etrafındaki kişileri kontrol etme amacıyla kronik olarak yalan söylerler. Bu tarz kişilerin çocukluk dönemleri ve yetişkinlik yaşamları incelendiğinde; çocukluk döneminde korku ile büyütüldükleri, yetişkinlik döneminde ise sevilmedikleri ve yaşam alanlarında oldukları gibi kabul görmedikleri belirlenmiştir. (Örneğin; uslu bir çocuk olursan seni severim/ benim için şunu yaparsan seni severim/ şöyle davranmazsan seni rezil ederim vs ) işte bu insanlar kabul görebilmek için maalesef yaşamlarının her alanında ; aile ilişkilerinde , iş ilişkilerinde, sosyal yaşamlarında ve hatta çoğu zaman kendilerine bile yalan söylemektedirler.
Yaşamımızın her alanında birlikte yaşadığımız, çalıştığımız kısacası hayata dair zamanlarımızı paylaştığımız insanlara güvenebilmek çok kıymetli ve çok önemlidir. Ne diyordu Doğan hocamız ‘’ hayatın sermayesi güvendir’’ işte tam olarak ta böyle. Çünkü güvenin olmadığı bir yerde aile de olamaz, aşk da, sevda da olamaz, dostluk da olamaz, iş arkadaşlığı da olamaz , başarı da olamaz, liyakat da olamaz…
Güvenmediğimiz yada güvenimizi sarsan birini sevebilir miyiz? Güvenmediğimiz bir ortamda kendimiz olabilir miyiz ? İş arkadaşlarımıza güvenmiyorsak iyi işler çıkarabilir miyiz ? Çalıştığımız, var olduğumuz kurumlarda liyakatın varlığına güvenmiyorsak sağlam adımlar ile ilerleyebilir miyiz? Bu soruların tamamının cevabı hayır!
Peki bunca kötü , hastalıklı insan arasında güvenilecek insanları nasıl bulacağız?
Nasıl yanılmadan, yara almadan, kaygılanmadan doğru insanları bularak güveneceğiz?
İletişim halinde olduğumuz insanları gözlemleyerek… Nasıl mı gözlemleyeceğiz; bakacağız verdiği sözleri yerine getiriyor mu, beklentilerinden uzak hareket ediyor mu , sözleri ve eylemleri uyuşuyor mu, dürüst davranıyor mu, yalan konuşuyor mu, mevcut olanı saklamadan şeffaf olarak sunabiliyor mu, etrafındaki insanlar için hayal kırıklığı yaratıyor mu… gibi eylem ve söylemlerini izleyerek ve tecrübe ederek karşımızdaki kişinin güvenilir olup olmadığına karar vereceğiz ve eğer güvenilir ise yolumuza devam edeceğiz, güvenilir değil ise iletişimimizi keserek hayatımızdan ekarte edeceğiz.
Unutmamalıyız ki en büyük hayal kırıklıklarını yaşatanlar, en büyük üzüntülere neden olanlar , hayatlarımızda telafisi mümkün olmayan yaralar açanlar , iş ve sosyal yaşamda kayıplar yaşamamıza sebep olanlar hep en güvendiklerimizdir…
Çünkü bizi en iyi tanıyanlar, en zayıf noktalarımızı bilenler, benim deyimimle yaşam çemberimize en yakın olanlar , bize en iyi nasıl zarar vereceklerini bilenler en güvendiklerimizdir.
Güven sevgiden bile kıymetli bir duygudur o yüzden kime güveneceğimizi iyi seçmeliyiz. Eğer etrafımızda güvenecek kimse yok ise de illa birilerine güvenmek için kendimize bahaneler aramamalıyız. Çünkü daima güvenebileceğimiz bizi asla yarı yolda bırakmayacak bir yaradanımız var.
Ne diyordu Mevlana;
Ve ben bundan sonra sadece yaradana güvenebileceğimi haykırdım; kapına geldim, ben ben olmaktan vazgeçtim, sen yeter ki kim o de , kim olmamı istiyorsan o olmaya geldim.
Güven içinde sevgiyle kalın…

