1. haberler
  2. Yerel
  3. İzmir
  4. İZMİR’DEN VARTO’DA JES PROJELERİNE TEPKİ

İZMİR’DEN VARTO’DA JES PROJELERİNE TEPKİ

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İzmir Varto Der ve İzmir Varto Ekoloji Platformu’nun düzenlediği JES ‘e karşı protesto basın açıklamasına yağmura rağmen yoğun kalabalık katıldı. Basın açıklamasına İzmir CHP milletvekili Salih Uzun Dem Parti Milletvekili İbrahim Akın CHP İzmir il yöneticileri CHP ilçe başkanı Erkan Akar ve ilçe yöneticileri katıldı. BASIN VE KAMUOYUNA VARTO’YU ŞİRKETLERİN KUŞATMASINA VE EKOLOJİK YIKIMA TESLİM ETMEYECEĞİZ! Değerli Varto Halkı, Kıymetli Basın Emekçileri ve Doğa Savunucuları; Varto’nun kadim coğrafyası bugün “enerji” ve “kalkınma” söylemleri ardına gizlenen; ancak gerçekte geri dönülmesi mümkün olmayan ekolojik tahribat riskleri barındıran projelerle karşı karşıyadır. 19 köyü kapsayan ve yaklaşık 453 bin m² mera alanı üzerinde planlanan Jeotermal Elektrik Santrali (JES) projeleri yalnızca bir yatırım faaliyeti değildir; doğrudan yaşam alanlarına, ekosistem bütünlüğüne ve anayasal haklara yönelen ciddi bir müdahaledir.

1. Depremsellik, Bilim ve İhtiyat İlkesi Varto, aktif fay hatları üzerinde yer alan ve tarihsel olarak yıkıcı depremler yaşamış bir bölgedir. Bu gerçeklik karşısında, yer altı su dengesi ve jeolojik yapıyı doğrudan etkileyen JES projelerinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde bilimsel olarak değerlendirilmesi zorunludur. Çevre hukukunun temel ilkelerinden biri olan ihtiyat ilkesi gereğince; ciddi ya da geri dönülmez zarar ihtimali bulunan durumlarda, bilimsel kesinlik olmasa dahi projelerden kaçınılmalıdır. Bu kapsamda, bağımsız ve tarafsız bilimsel değerlendirmeler yapılmadan yürütülecek her işlem hukuka aykırıdır.

2. Mera Alanları, Geçim Kaynakları ve Hukuki Koruma Proje alanının önemli bir bölümü mera vasfındadır. 4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca meralar; kamu malı niteliğinde olup amacı dışında kullanılamaz, daraltılamaz ve yok edilemez. Bu alanlar; • Hayvancılığın sürdürülebilirliği, • Yerel ekonominin devamlılığı, • Kırsal yaşamın korunması açısından hayati öneme sahiptir. Bu nedenle söz konusu projeler yalnızca çevreyi değil, aynı zamanda halkın geçim hakkını da doğrudan tehdit etmektedir.

3. Su Hakkı, Ekosistem ve Biyolojik Çeşitlilik Söz konusu bölge; zengin biyolojik çeşitliliği, su varlıkları ve doğal yaşam bütünlüğü ile öne çıkan bir ekosistemdir. Bu alanların bilimsel çalışmalarda “Önemli Doğa Alanı” olarak tanımlanması, korunmaları gerektiğinin açık göstergesidir. 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca; • Su kaynaklarının kirletilmesi, • Ekosistem bütünlüğünün bozulması, • Biyolojik çeşitliliğin zarar görmesi hukuken kabul edilemez sonuçlar doğurur.

4. Halk Sağlığı ve Ekolojik Güvenlik Jeotermal enerji santrallerinin işletme aşamasında açığa çıkan hidrojen sülfür, amonyak ve ağır metaller içeren gazlar, yalnızca doğayı değil, doğrudan insan sağlığını da tehdit etmektedir. • Hava ve Su Kirliliği: Salınan gazların solunum yolu hastalıklarını tetiklediği, yeraltı sularına karışma riski bulunan ağır metallerin ise uzun vadede kanserojen etkiler yarattığı bilimsel bir gerçektir. • Gıda Güvenliği: 19 köyü kapsayan bu geniş alanda yapılan hayvancılık ve tarım, toprağa ve suya karışacak atıklar nedeniyle ağır darbe alacaktır. Sağlıklı gıdaya erişim hakkı, bu projelerle birlikte ortadan kaldırılmaktadır. • Yaşam Hakkı İhlali: Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı Anayasal bir haktır; halkın sağlığını hiçe sayarak kâr odaklı projeleri dayatmak bu hakkın açık ihlalidir. Varto halkının sağlığı, şirketlerin kâr bilançolarından çok daha değerlidir. Zehirlenmek istemiyoruz, sağlıklı bir geleceği savunuyoruz!

5. İnanç Hafızası, Kutsal Mekanlar ve Kültürel Mirasın Korunması Varto toprakları, üzerinde yaşayan halkın inanç dünyasında yalnızca bir coğrafya değil, her taşı, suyu ve ağacıyla bütünleşmiş kutsal bir mekandır. Proje sahası olarak belirlenen geniş alanda; halkın yüzyıllardır ibadetlerini gerçekleştirdiği, adaklarını sunduğu ve manevi bir bağ kurduğu çok sayıda ziyaret, kutsal mekân ve nişangah bulunmaktadır. • İnanç Hafızasının Yok Edilmesi: Doğal yapıda meydana gelecek her türlü geri dönülmez tahribat, sadece ekosistemi değil, bölge halkının binlerce yıllık inanç hafızasını ve kültürel sürekliliğini de hedef almaktadır. • Manevi Değerlerin Korunması: Doğa ile kurulan bu kutsal dengenin bozulması, toplumsal kimliğin ve inanç özgürlüğünün temel dayanaklarından birinin ortadan kaldırılması anlamına gelir. • Hukuki Sorumluluk: Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan inanç ve ibadet hürriyeti; bu inancın yaşatıldığı mekanların, doğanın ve kültürel mirasın korunmasını da kapsar.

6. ÇED Süreci ve Hukuka Aykırılıklar Bu ölçekteki projelerde Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci yalnızca şekli bir prosedür değil, yaşam hakkını koruyan temel bir güvencedir. • ÇED süreçlerinin bilimsel, şeffaf ve katılımcı yürütülmesi, • Halkın katılımı toplantılarının gerçek anlamda yapılması, • Alternatiflerin değerlendirilmesi zorunludur. Eksik, yüzeysel ya da katılım hakkını ortadan kaldıran ÇED süreçleri hukuken geçersizdir ve yargı denetimine tabidir.

7. Kamu Yararı ve Halkın İradesi Anayasa’nın 56. maddesi uyarınca herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir ve devlet bu hakkı korumakla yükümlüdür. Bu çerçevede açıkça ifade ediyoruz ki: Halkın açık rızası bulunmayan, yaşam alanlarını tahrip eden ve geri dönülmez zarar riski taşıyan hiçbir proje gerçek anlamda “kamu yararı” taşımaz. Gerçek kamu yararı; • Doğanın korunmasında, • Yaşam alanlarının sürdürülebilirliğinde, • Halkın sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşamasındadır. Taleplerimiz net ve tavizsizdir: • Deprem riski ve ekolojik yıkım ihtimali barındıran JES projeleri derhal iptal edilmelidir. • Mera alanları ve doğal yaşam alanları üzerindeki tüm müdahaleler durdurulmalıdır. • Bölgedeki maden ve enerji projeleri bütüncül bir çevresel değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. • Bağımsız bilimsel raporlar hazırlanmalı ve kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmalıdır. • Halkın katılımı sağlanmadan hiçbir proje hayata geçirilmemelidir.

Varto sahipsiz değildir! Bu coğrafya yalnızca bir yatırım alanı değil; binlerce yıllık yaşamın, kültürün ve doğayla kurulan dengenin ürünüdür. Toprağımızı, suyumuzu ve yaşam alanlarımızı şirketlerin kâr hırsına teslim etmeyeceğiz. Hukuki ve meşru tüm yolları kullanarak bu projelere karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Doğa bizimle yaşar, biz doğayla varız! Varto’nun üstü, altından daha değerlidir! Ziyaretlerimize dokunmayın, Doğa inancımızdır, kutsalımıza sahip çıkıyoruz! Varto ranta teslim olmayacak! VARTO EKOLOJİ PLATFORMU İZMİR VARTO-DER DEMOKRATİK ALEVİ DERNEKLERİ İZMİR ŞUBESİ GOŞKAR EKOLOJİ KARLIOVA YEDİSU KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ PERİ VADİSİ ÇEVRE KORUMA PLATFORMU PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ ÇİĞLİ ŞUBESİ ÖZGÜR BARETLİLER SÖZDER KÖY DERNEKLERİ

İZMİR’DEN VARTO’DA JES PROJELERİNE TEPKİ
+ - 0

Bültenimize Ücretsiz Kayıt Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin
KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.