Tüm dünyada insanlar tıpkı göçük altında kalmış depremzede gibi bağırıyor, sesimi duyan var mı? Bu ses o kadar yüksek çıkıyor ki, gök kubbe çınlıyor. Tüm sesler kubbeye çarpıp geri dönüyor. Dünya avaz avaz haykırıyor, sesimi duyan var mı?
Uçsuz bucaksız evrende bir toz zerresi iken öyle çok gürültü yapıyor ki dünya, galaksi teyakkuzda.
İnsan insana, insan kendine yabancı olmuş. Kendi yarattığı kavram karmaşası içinde suyun üzerinde kalmaya çalıştıkça dibe doğru kaçınılmaz şekilde batıyor hatta battı bile. Kim farkında? Hiç kimse…Çünkü gürültü o kadar büyük ki, hiç kimse diğerinin boğulduğunu duymuyor. Kendi dipte can çekişiyor farkında değil. Onlar hala yüzdüğünü sanıyor. Ayakları bataklığa saplanmış, suyun yüzeyinden sızan bir yudum ışığı dahi görmüyorlar. Karanlığa teslim olmuşlar.
İnsanlar bağımlı, kimi kendine kimi diğerine kimi mala kimi yarattığı hayallere, algılara. Dünyaya sıkı sıkı sarılmış kimi, bırakırsa uçurumdan düşecek sanki. Korkuyor, insanlar korkuyor sessizlikten, hiçlikten. Çokluğun içinde yalnızlığa mahkum etmiş kendini. Sahteliğin içinde gerçeklik arıyor. Giyinmiş kat kat paçavraları, takmış takıştırmış demiri, çeliği, sürmüş sürüştürmüş rengarenk boyaları, binmiş bir alameti kıyamete, nereye gittiğinden, kim olduğundan haberi yok.
Diğerleri de düşmüş pazara, haraç mezat bilgelik satıyor. Kendinden haberi kalmamış, haber dağıtıyor ona buna. Insan bu ya… Meraklıdır, egoludur. En çok ben bileyim, en çok ben bilgi satayım derdinde. Bilgi nereden gelmiş, nasıl gelmiş soran yok. Düşmüş insan, insanın peşine umudu olmuş insan. İnsan insana umut olur mu hiç? Bir tek umut var, o da YARADAN!
İnsan yüz çevirmiş kendinin tek sahibinden, sahip arar olmuş meydanda. En büyük bilgeyi, en yüceyi unutmuş, derdi muradı insan olmuş.
Bilgi Allah’tandır ey insan, şifa Allah’tandır. Derdi veren Allah dermanı da veren Allah’tır. İnsan, derdi ile dertlenmiş, dermanı da kulda arar olmuş. Kelin merhemi olsa kendine sürer ey insan.
Sesimi duyan var mı diye haykırma, sesini sen söylemesen de duyan elbet var. Sen sussan da o seni sessizliğinde duyar. Senden gayrı değil ki sen neden gayrı da ararsın Mevlanı? Arayan bulur ya Mevlasını ya belasını demişler, var sen arama Mevlanı… O zaten sen de saklı. Sen sadece O’na talip ol, talebini ilet. Sesimi duyan var mı deme, sesimi duyan sen de sesini duyursan de… Duyanlardan olmayı dilerim de…
Sen kapısını çaldın da o senden yüz mü çevirdi? Sen kimin kapısına meyil ediyorsun? Sen kimin menzilinde yürüyorsun? Yönünü şaşmışsın, bağırıyorsun sesimi duyan var mı?
Sus, ey insan. Sükunetin içinde saklı sır. Ancak ve ancak kendini sessize alanlar duyar sırrı. Duyan da öyle pazar malı gibi tezgaha dizmez sırrı, dizdirmezler.
Sağın bağırıyor, solun bağırıyor. Bilgelikten dem vuruyor, bak bakalım tarihin tozlu sayfalarına, hangi eren pazara çıkartmış sırrı? Alimallah aklını alırlar, söyletmezler.
Kanma, inanma gerçek sandığın bu sahte dünyanın yalanlarına. Tek gerçek var, tek hakikat, tek sır…Sen talip ol, sen dile, niyet et, menzili çiz, yola adımını at. Kontrolü de bırak. Kontrol edemezsin hiçbir şeyi. Ettiğini sandın şimdiye dek, yordun kendini, hasta ettin. Her şey seninle alakalı değilken, kendini çok önemsedin.
Bırak, her şeyi bırak, tutunma. Tutunduğun her şey en ağır sınavın. Uğruna kendini verirsin, sevdiklerini verirsin, sonunda hayatını verirsin. Teslim ol, en yücenin iradesine teslim ol. Bırak insanın rızasını. En yücenin rızasına talip ol.
İnanma sağa sola, aldanma her cemale…Nice karanlıklar gizli o cemalin ardında. Kendine kendin yar ol. Şah damarından daha yakın olan sevgili varken sevgiliyi dışarda arama.
Aradığın zaten sende. Talip ol.
Sevgimle.
Sesimi duyan var mı?
0
Paylaş

