Öncelikle “Acı nedir?” sorusunun cevabını bilmek gerek. Acı, geçmiş deneyimlerden insan zihnine ve duygularına yapışmış vaziyette kalan duygu halleridir. Sinirlenme, sabırsızlık, incitme isteği, öfke, sıkıntılı ruh hali, yaşamınızda dram yaratma halleri gibi duygusal olarak acı içinde tutan tüm kalıplaşmış düşünce ve duygu durumlarıdır. Acıyı kendinizle öyle bir özdeşleştirirsiniz ki artık siz acı ile yaşayan ve gizlice acıdan mutlu olan insan haline dönüşürsünüz.
Acıdan mutlu olunur mu hiç demeyin, farkında olmasanız da mutlusunuz acılarınızla. Aksi olsa tüm size acı veren bu duygu ve düşüncelerin farkına varır ve hepsini dönüştürürdünüz.
Savunma; “hayatımda herşey ters gidiyorken nasıl mutlu olabilirim?”
Olamazsınız, çünkü siz acı veren duygularla bir bütün olmuşken hayatınızda hiçbir şey düz gitmez! Acı ile kendini özleştiren bir insan yaydığı enerji ve frekans ile daima yaşamına kendisini daha da acı ile besleyecek durum ve olayları ve kişileri çekecektir. Öyle de olmuyor mu?
“Gökten altın yağsa bana teneke düşer…” Elbette teneke düşecek, çünkü sen ona inanıyorsun. Kendine ajitasyon yapıyorsun, kendini layık görmüyorsun ve sistem de senin besinini acı olarak veriyor.
“Gelince tüm aksilikler üst üste gelir zaten…” Elbette gelecek, çünkü sen buna inanıyorsun. Yaşadığın tek bir olumsuzlukta bunun devamının geleceğine inandırmışsın kendini, bekliyorsun ve sistem inancına cevap veriyor.
“Ben anne ve babamdan gülmedim ki hayatımın geri kalanında güleyim…” Elbette gülemezsin, çünkü anne ve babanı şikayet ediyorsun. Şikayet güçlü bir enerjidir ve daima şikayet edeceğin durum ve kişileri sana gönderecektir.
Acı sadece acıyla beslenir, sevinçle beslenemez. Acınızın esiri olduğunuzda, acı sizi kurban haline getirir.
Kendinize yakından baktınız mı hiç? Tüm bu duygu ve düşünce durumlarınızı üzerinizden çıkarıp, çırılçıplak seyrettiniz mi halinizi? Eğer bunu yapabilirseniz, düşünce ve davranış şekillerinizin, acıyı kendiniz ve başkaları için sürdürecek şekilde olduğunu göreceksiniz.
Ne mi yapmalı?
Acıya verdiğiniz enerjinizi kesmek ile başlayabilirsiniz. İlk başta elbette direnç gösterecektir. Çünkü acı ile öyle özdeşleştiniz ki, yaşamınızda güzel an’ların olacağına inancınız yok. Oysa yaşadığınız her acı durum ve olayın tek yaratıcısı siz’siniz. Enerjinizi acı’dan çekmeye başladığınızda, acı direnç gösterecektir ve bedeninizin farklı yerlerinde ağrılar yaşayabilirsiniz. Sakin olun ve acıya teslim olmayın.
Örneğin, siz dram halinde acıyı bu enerji ile beslediğinizde yaşamınıza daha fazla dram yaratacak olay ve kişileri davet ediyor olacaksınız. Yani siz dramatik bir varlık olarak yaşamınızı sürdürmeye devam edeceksiniz.
Acıyı reddetmeyin, öncelikle onu kabul edin. Ancak acının altında ki tüm düşünceleri düşünmekten vazgeçin. Acıyı yaratan düşüncelerinizi gözlemleyin, duyguya girmeyin. Acılarınızdan kendinize bir kimlik yaratmayın. Yıllar önce bir şarkı vardı, acıların kadını diye ve o kadın tüm yaşamını acı içinde geçirdi ve acı bir şekilde öldü. Acıların kadını ya da erkeği olmayın.
Acılarınıza ne denli tutunduğunuzu gördüğünüzde kendiniz kendi halinize şok olacaksınız. İşte burası acılarınızla aranızda kurduğunuz bağı keseceğiniz yerdir.
Kendinizde yapacağınız her dönüşüm kendinizin farkında olmanızla başlar. Farkında olmamak, bilinçsizce yaşamaktır. Yaşamınızın tüm kontrolünün sizin dışınızda olmasıdır. Hayatınızın kontrolünü ele almak kendinizin farkına varmanızla başlar.
Hayatınızın kaptanı sizsiniz. Dümen de sizin elinizde.

