“İzmir’in Malını Kimseye Vermeyeceğiz”
Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Başkanı Çağatay Güç Vakıflar Genel Müdürlüğünce İzmir
Büyükşehir Belediyesinin hizmet verdiği üç taşınmazdan birisi olan Meslek Fabrikası’nın bizzat Gazi
Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla başlayan satın alma süreci kanıtlayan belgeyi kamuoyu ile
paylaştı.
Açıklamasında “Bu belge, söz konusu taşınmazlardan birinin bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün
imzasıyla başlayan satın alma süreci kanıtıdır. Bu yer 28/11/1940 tarihinde İzmir Belediyesi adına
tescillenmiştir” ifadelerini kullandığı açıklamasının tamamında şu sözlere yer verdi:
Son iki gündür İzmir Büyükşehir Belediyemize ait üç taşınmaz üzerinden yürütülen tartışmalar,
hukuki bir işlem olmanın çok ötesine geçmiş; İzmir’in iradesine ve kamu yararına açık bir müdahaleye
dönüşmüştür.
Bugün kamuoyuyla paylaştığımız belge çok nettir.
Bu belge, söz konusu taşınmazlardan birinin bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla
başlayan satın alma süreci kanıtıdır. Bu yer 28/11/1940 tarihinde İzmir Belediyesi adına
tescillenmiştir.
Yani bu taşınmazlar bir “tahsis”, bir “emanet” ya da bir “geçici kullanım” değil; İzmir halkının tapulu
malıdır.
Dolayısıyla bugün yapılan işlem;
Hukuka karşı, tarihe karşı ve İzmir halkının ortak hafızasına karşı yapılmış bir tasarruftur.
Bu taşınmazlardan biri, bugün Meslek Fabrikası olarak kullanılmaktadır.
Burası, yalnızca bir bina değil; İzmir’de sosyal belediyeciliğin, eşit fırsatın ve üretimin merkezlerinden
biridir.
Meslek Fabrikası’nda bugün;
El sanatlarından İngilizce eğitimine, seramikten pastacılığa, barışta eğitiminden ön muhasebeye,
bilgisayar ofis programlarından adli kalem işlerine, tekstil eğitimlerinden dijital becerilere, yapay zekâ
eğitimlerinden mesleki uzmanlık programlarına kadar toplam 215 farklı kurs verilmektedir.
Bu kursların çok büyük bir bölümü kadınlara ve gençlere yöneliktir.
Kadınların üretime katıldığı, gençlerin meslek edindiği, ailelerin geleceğe umutla baktığı bir kamusal
alandan söz ediyoruz.
Bugün bu alanlara el uzatmak,
İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni ya da Cumhuriyet Halk Partisi’ni cezalandırmak değildir.
Bugün cezalandırılan İzmir halkıdır. Kadınlardır. Gençlerdir. Bu kentte emeğiyle ayakta durmaya
çalışan yurttaşlardır.
Biz buradan açıkça söylüyoruz:
İzmir’in malını kimseye vermeyeceğiz.
Bu kentte kamu yararına kullanılan tek bir taşınmazın dahi, siyasi hesaplarla el değiştirmesine izin
vermeyeceğiz.
Bu sürecin hukuki boyutu da açıktır.
Elimizdeki tarihsel belgeler ve hukuki dayanaklarla, bu taşınmazları mahkeme yoluyla geri
alacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.
Ama mesele yalnızca hukuk meselesi değildir.
Bu mesele, İzmir’in iradesine sahip çıkma meselesidir.
Bu mesele, halkın malını halk için kullanmaya devam etme meselesidir.
Bir kez daha altını çiziyoruz:
İzmir’in malı İzmir’indir.
Ve İzmir’in malını kimseye vermeyeceğiz.




