Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) açıkladığı verilerin oranının işçinin, memurun ve emeklinin maaş artışını, sosyal yardımları ve kira artış oranlarını doğrudan belirlediğine dikkat çeken CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, “Enflasyonun eksik ölçülmesi ücret artışlarını baskılayan yapısal bir sonuç doğuruyor ve bu gelir dağılımı adaletini doğrudan zedeliyor. Enflasyon verilerinin güvenilirliğinin tartışmalı hâle gelmesi, kamusal karar alma süreçlerinin meşruiyetini de tartışmalı hâle getirir. Meclis denetimiyle bu verilerin hangi yöntemlerle üretildiğini, yapılan değişikliklerin sonuçlarını ve toplumsal etkilerini ortaya koymak zorundayız” dedi.
CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, TÜİK son on yılda açıkladığı enflasyon verilerinin tüm yönleriyle incelenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na araştırma önergesi sundu. Uzun, resmi enflasyon oranları ile yurttaşların günlük yaşamda karşı karşıya kaldığı hayat pahalılığı arasındaki farkın artık görmezden gelinemeyecek bir noktaya ulaştığını vurguladı.
Uzun, enflasyon verilerinin yalnızca teknik bir istatistik başlığı olmadığını belirterek, “TÜİK tarafından açıklanan rakamlar; işçinin, memurun ve emeklinin maaş artışını, sosyal yardımları ve kira artış oranlarını doğrudan belirliyor. Bu nedenle ölçümün doğruluğu ve şeffaflığı sosyal devlet ilkesinin ayrılmaz bir parçasıdır” dedi.
“Aradaki fark ağır bir alım gücü kaybı yarattı”
Son yıllarda TÜFE hesaplama yöntemleri, madde sepeti ve ağırlık yapısında yapılan değişiklikler ile fiyat derleme süreçlerine ilişkin kamuoyuna yeterli açıklama yapılmadığını ifade eden Uzun, bu durumun ciddi bir güven sorununa yol açtığını belirtti. Açıklanan resmi enflasyon ile pazarda, mutfakta ve barınma giderlerinde yaşanan fiili artışlar arasındaki farkın özellikle emekçiler ve emekliler üzerinde ağır bir alım gücü kaybı yarattığını dile getirdi.
Araştırma önergesinde, TÜİK’in veri üretim süreçlerinin denetlenebilirliği, kurumsal bağımsızlığı ve yönetim yapısına ilişkin soru işaretlerine dikkat çekildi.
Enflasyonun eksik ölçülmesinin ücret artışlarını baskılayan yapısal bir sonuç doğurduğunu ve bunun gelir dağılımı adaletini doğrudan zedelediğini vurgulayan Uzun, şunları söyledi:
“Enflasyon verilerinin güvenilirliğinin tartışmalı hale gelmesi, kamusal karar alma süreçlerinin meşruiyetini de tartışmalı hale getirir. Meclis denetimiyle bu verilerin hangi yöntemlerle üretildiğini, yapılan değişikliklerin sonuçlarını ve toplumsal etkilerini ortaya koymak zorundayız. Amacımız şeffaflığı sağlamak, hesap verebilirliği güçlendirmek ve emek gelirlerini korumaktır.”




