Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin, milletin iradesini, dolayısıyla da iktidar
milletvekillerini etkisizleştirdiğine değinen Yücel, sözlerine şöyle devam etti:
MAZLUMUN AHI, DEVİRİR ŞAHI…
“Bu sistem millî iradeyi yok saydı, bu sistem seçilmişlere zulmetti. Bu sistem Anayasa
Mahkemesi kararlarını yok saydı, yüksek yargı organları arasında güç savaşı yarattı, adaleti
öldürdü, demokrasiyi sakatladı, sofradaki ekmeği küçülttü. Bu sistem bu ülkeye Beyaz
Saraylarda meşruiyet arattı ancak çok önemli bir gerçeği unuttu. Milleti… Hatırlatalım:
Mazlumun ahı devirir şahı.”
“HALKIN YARARINA OLAN HER TEKLİFİ REDDETTİNİZ”
- Dönemin başından bu yana her 100 kanun teklifinin 60’ını Cumhuriyet Halk Partisi’nin
verdiğine değinen Yücel,
“Her biri, işte şu koltuklarda oturan, aslında oturmayan AKP ve MHP grubu tarafından
reddedilmiştir. EYT kapsamına girmeyenler için kademeli emeklilik hakkını konuşalım,
mağduriyetleri giderelim dedik; reddettiniz, vergi dilimlerini yeniden belirleyelim, vergide
adaleti sağlayalım dedik; reddettiniz, antidemokratik kayyum uygulamasını kaldıralım diye
teklif ettik; reddettiniz, asgari ücretin insan onuruna yakışır bir seviyeye yükseltilmesini
teklif ettik; reddettiniz, en düşük emekli maaşının net asgari ücret seviyesine yükseltilmesini
teklif ettik; reddettiniz, engelli istihdamının artırılmasını teklif ettik; reddettiniz, Milli Eğitime
bağlı tüm okullarda ücretsiz öğle yemeği verilsin dedik; onu da reddettiniz. Yasamanın
kalbinde çalışan danışmanların bile iş güvencesi yok, kıdem tazminatı hakkı yok, işsizlik
parası yok. Siz, halkın yararına olan her şeyi reddettiniz, iktidarınızın ömrünü uzatmaktan
başka hiçbir şeyi dert etmediniz” diye konuştu.
MİLLETİN MENFAATİNİ KORUMAK, NAMUS BORCU…
“Bakın arkamda bir yazı yazıyor. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ Bu yüce mecliste,
milletin menfaatlerini korumak, savunmak, hangi partiden olursa olsun her bir
milletvekilinin namus borcudur!” diyen Yücel, AKP döneminin hesap vermeyen bakanlar
dönemini şöyle dile getirdi:
2
“Bolu Kartalkaya’da 78 insanımızın yanarak can vermesinde sorumluluğu olan Turizm Bakanı
da, İliç Maden kazasında 9 madencimizin hayatını kaybetmesinde ihmali olan Çevre ve
Şehircilik Bakanı da, Güvencesiz bir şekilde çalıştırılan çocuk ve kadınların iş cinayetlerinde
ölmesinde vebali olan Çalışma Bakanı da, Okul çağındaki çocuklarımızın torna tezgahlarında
can vermesinde sorumluluğu olan Milli Eğitim Bakanı da, Milli iradeye, milletin Meclis’ine
hesap vermemektedir.”




