Türkiye genelinde CHP Gençlik Kollarının eş zamanlı yaptığı basın açıklamasını İzmir’de CHP İzmir İl
Gençlik Kolları Başkanı Ruhsar Selis Çelik okudu. Açıklamada “Sayın Bakan’ın bakanlık yaptığı dönem
içerisinde MESEM’lerde hayatını kaybeden çocuk sayısı 16. Bu, iktidar için yalnızca bir sayı olabilir
ama bizim için değil. Onlar bizim her sabah aynı güneşe uyandığımız, aynı sokaklarda yürüdüğümüz,
aynı hayalleri paylaştığımız kardeşlerimiz” sözlerine yer verildi.
Ruhsar Selis Çelik’in okuduğu basın açıklamasının tamamında şu ifadelere yer aldı:
Bu Sistemde Yüzbinlerce Çocuğun Okulla Bağı Kesiliyor
Bugün sesi kısılanlara ses olmak için, sözü yarıda kesilenlerin bıraktıkları yerden sözlerini
sürdürebilmek için ülkemizin dört bir yanında meydanlardayız. Bizler Cumhuriyet Halk Partisi Gençliği
olarak bu ülkenin vicdanlı evlatlarıyız. Zalimliğe susamayız. Sömürüye susamayız. Çünkü biliyoruz ki
çocuklar ölürken değil, uyurken susulur.
AKP iktidarının her geçen yıl parça parça dağıtıp bir kenara attığı eğitim sistemiyle çocuklar
işçileştiriliyor, gençler geleceksizleştiriliyor. Sonuç ne? Artan çocuk ölümleri, suça sürüklenen
çocuklar, işsiz gençler, madde bağımlılığı, sonu gelmez depresyonlar ve intihar eden gençler…
Bunların hiçbiri kendiliğinden olmuyor. Yaşadığımız tüm bu kötülük bir kara düzenin sonucudur. Bu
kara düzenin bugünkü görüntüsü ise MESEM’lerdir.
Nedir MESEM? İktidara göre Mesleki Eğitim Merkezleri. Bize göre düzenin kirli çarkları arasında eriyip
giden; okul çağında işçileştirilen, yitip giden çocuklar demek. Bu sistemde çocuklar eğitim almıyor,
geleceğe hazırlanmıyor. Ucuz iş gücü olarak görülüyor ve sömürülüyor. Eğitim Reformu Girişimi’nin
(ERG) 2025 Eğitim İzleme Raporu’na göre, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında MESEM’e devam eden
392 bin 887 öğrenci var. Bu sistem yüzünden yüzbinlerce çocuğun okulla bağı kesiliyor.
Okulda Olması Gereken Çocuklarımız Sanayide İşçi Olarak Çalıştırılıyor
Bu ülkede yaşayan milyonlara soruyoruz: Lise çağındaki bir çocuğun haftada 1 gün okula, 4 gün
atölyeye, sanayiye, fabrikaya gittiği bir düzene mesleki eğitim denebilir mi? Okulda olması gereken
çocukların atölyede, sanayide, fabrikada ucuz iş gücü yapıldığı bir düzende iş güvenliğinden nasıl
bahsedilebilir? İnsan canının kıymetli olduğu nasıl söylenebilir? Böyle bir düzende çocukların geleceğe
hazırlandığından, eğitim gördüğünden nasıl söz edilebilir?
Açıkça ifade etmek isteriz ki MESEM, çocukların doğrudan işçileştirildiği, yasalarla sömürüldüğü bir
AKP projesidir. Ve bizler CHP Gençlik Kolları olarak, ucuz iş gücü olarak görülen çocukların eğitim
haklarından mahrum bırakılarak doğrudan işçileştirildiği bu düzenin tam karşısında duruyoruz.
Sermayenin iş gücü ihtiyacı olabilir. Ülkemizde her 4 gençten 1’i ne eğitimde ne istihdamda. Genç
işsizliği her geçen gün katlanarak artıyor. Çalışmaya, üretmeye hazır büyük bir genç nüfusa sahipken
devlet eliyle çocukların işçileştirildiği, kamu kaynaklarının düzenin çarkları işlesin diye sermayeye
aktarıldığı MESEM düzenini kabul etmemiz mümkün değildir. Çünkü bu düzenin kirli çarklarında
çocukların hayatları yitip gidiyor.
2025 yılında bu ülkede 86 çocuk işçi katledildi. Sayın Bakan’ın bakanlık yaptığı dönem içerisinde
MESEM’lerde hayatını kaybeden çocuk sayısı 16. Bu iktidar için yalnızca bir sayı olabilir ama bizim için
değil. Onlar bizim her sabah aynı güneşe uyandığımız, aynı sokaklarda yürüdüğümüz, aynı hayalleri
paylaştığımız kardeşlerimiz.
Muhammed Kendirci bizim kardeşimizdir.
Alperen Enes Ural bizim kardeşimizdir.
Murat Can Eryılmaz bizim kardeşimizdir.
Erol Can Yavuz bizim kardeşimizdir.
Arda Tonbul bizim kardeşimizdir.
Ömer Çakar bizim kardeşimizdir.
Zekai Dikici bizim kardeşimizdir.
Ulaş Dumlu bizim kardeşimizdir.
Alperen Kocayavuz bizim kardeşimizdir.
Eren Dağ bizim kardeşimizdir.
Burada adını sayamadığımız iş cinayetine kurban giden tüm kardeşlerimiz için, onların acılı aileleri için
ses çıkarmak zorundayız. Okulda olması gereken çocukların atölyelerde emeği sömürülmesin,
çocuklar iş cinayetlerine kurban gitmesin diye mücadele etmek bu ülkede yaşayan biz gençlerin
boynumuzun borcudur. Bizim durduğumuz yer son derece nettir. Tıpkı bizler gibi ses yükselten,
iktidarın bu kirli düzenini, MESEM uygulamasını protesto ettiği için hukuksuzca tutuklanan Türkiye İşçi
Partili 16 arkadaşımızla dayanışma içerisinde olduğumuzu da buradan açıkça ifade etmek istiyoruz.
Arkadaşlarımızın yarım bırakmaya çalıştığı sözleri bize emanettir.
Bizler Cumhuriyet Halk Partisi Gençliği olarak: Çocuklar eğitim hakkından mahrum kalmasın,
atölyelerde can vermesin istiyoruz. Parasız, bilimsel, demokratik eğitim istiyoruz. Biz gençlere
dayatılan işsizliğe, geleceksizliğe ve baskılara karşı ses yükseltiyoruz.
Geleceğimizde umut, hanemizde iş, soframızda ekmek, ülkemizde özgürlük istiyoruz.




