Halkların Demokratik Kongresi (HDK) operasyonu kapsamında 18 Şubat’ta gözaltına alınarak tutuklanan gazeteci Ercüment Akdeniz bugün ikinci kez hâkim karşısına çıktı.
İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Ercüment Akdeniz ve avukatları salonda hazır bulundu. DEM Parti milletvekilleri Meral Danış Beştaş ve Celal Fırat, TİP Milletvekili Sera Kadıgil, CHP Milletvekili Utku Çakırözer, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi duruşmayı takip etti.
Avukat sayısına sınır
Salonun yetersiz kalması sebebiyle Akdeniz’in duruşmasını izlemek isteyen çok sayıda kişi içeri giremedi. Akdeniz, salondakilere el sallayarak ve gülümseyerek selam verdi. Duruşma, ilk celsede olduğu gibi yine hâkimin avukat sayısını üçle sınırlandırması kararıyla başladı.
Duruşmada ilk olarak tanık dinleme işlemine geçildi. Dinlenen tanık, Ercüment Akdeniz’i hiçbir şekilde tanımadığını, Akdeniz’e dair herhangi bir bilgisi olmadığını söyledi. Tanık, emniyette verdiği ifadeyi hatırlamadığını ifade etti.
“Ben bu gömleğe girmem”
İlke TV’nin aktardığına göre, tanık beyanından sonra söz alan Ercüment Akdeniz, “İlk celse adli tatile denk geldi. Geçici başkan huzurunda ayrıntılı bir savunma yapmıştım. Toplum beni gazeteci olarak tanır, siyasi çalışma içerisinde olduğum Emek Partisi’nden tanır. Silahlı bir örgütle iltisaklı veya irtibatlı bir bağım yoktur. Dayanaksız ceza kalıplarıyla bana bir suç gömleği giydirilmeye çalışılıyor. Ben bu gömleğe girmem” dedi.
Akdeniz, iddianamedeki maddi hatalarla ilgili bir örnek üzerinde durmak istediğini belirterek şöyle konuştu:
“Benim okuduğum ve tavsiye ettiğim kitaptaki ‘SBKP’ harflerini ‘MLKP’ olarak yazarsanız ben burda iyi niyet aramam. Kürt vatandaşları vergilendirdiğim iddia ediliyor. Ben bunları kabul etmiyorum.”
“Telefon konuşmaları gazetecilik faaliyetidir”
Akdeniz, Gezi Parkı eylemleriyle ilişkilendirilen telefon dinlemesiyle ilgili de “Bütün bunlar herhalde yeterli olmadı; bir de Gezi Parkı meselesini açalım demişler. O zaten benim beraat ettiğim bir dosya. Hayat Televizyonu’na yaptığım telefon bağlantısı da gazetecilik faaliyetidir” dedi.
“Bu davanın hiçbir anlamı kalmadı”
Akdeniz, HDK’nin terör örgütünün bir yapılanması olarak adlandırılmasını günümüzdeki gelişmelerle bir paradoks olarak değerlendirdiğini aktararak şöyle devam etti:
“Yakın zamanda Sayın Numan Kurtulmuş’un davetiyle bir resepsiyon gerçekleşti. Sayın Cumhurbaşkanı ile DEM Parti milletvekilleri çok sıcak fotoğraflar verdiler. Yanlış anlaşılmasın, ben barış sürecini bir yurttaş ve gazeteci olarak destekliyorum. Ama iktidar bu süreçte böyle görüntüler verirken ben neden yargılanıyorum? Bu süreçte Meclis’te kurulan komisyonda 15 toplantı gerçekleşti. Komisyona katılan DEM Parti milletvekilleri daha önce HDK Eş Sözcülüğü yapmış isimler. Şu anki HDK Eş Sözcüsü olan milletvekili Meral Danış Beştaş da toplantıların hepsine katıldı. Ama ben neden burada yargılanıyorum? Bunu şunun için söylüyorum: Bu davanın hiçbir anlamı kalmadı. Ben yıllardır siyaset içinde olan bir insanım. HDK’de görev alsam bunu da söylerdim ama öyle bir görevim de olmadı.”
“Tek tutuklu sanık benim”
Ercüment Akdeniz, tutuklu yargılanmaya devam etmesiyle ilgili de şunları söyledi:
“Sekiz aydır ailemden, işimden, gazeteci olarak yapacağım haberlerden uzak kaldım. Geçimini sağlamakla yükümlü olduğum bir ailem var. Herkes tahliye oldu, sekiz ayı geride bıraktık. Tek tutuklu sanık ben kaldım. Adli kontrol şartları kaldırılan arkadaşlar da var. Benim tek başıma kalmış olmamı anlamlandıramıyorum.”
HDK dosyası kapsamında suçlanan 60 kişinin dosyasının ayrıldığını anlatan Akdeniz, aynı dosyadan yargılanan iki kişi hakkında beraat kararı verildiğini, yargılama başlarken tensiple tahliye kararları verildiğini hatırlattı ve “Bu kadar uzun bir tutukluluk çok ağır bir hak ihlali. 347 gün oldu. Televizyonumdan, haber yapmaktan, ailemden uzak kaldım. Tahliyemi ve beraatımı istiyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
Savcı tutukluluğun devamını istedi
Akdeniz’in avukatlarından Özcan Karakoç, dosyada toplanacak delil ve dinlenecek tanık kalmadığını belirterek, esas hakkındaki mütalaası hazırsa önce savcıya söz verilmesini istedi. Esas hakkındaki mütalaasının hazır olmadığını söyleyen savcı, atılı suçun katalog suçlardan olması ve “kuvvetli suç şüphesi” gerekçeleriyle Akdeniz’in tutukluluk halinin devamını istedi.
Savcının talebiyle ilgili konuşan avukat Karakoç, “Müvekkile isnat edilen suç HDK’ye üyelikse bunun somut delillerini tartışmalıyız. Fakat ne yazık ki olmayan olgulara ilişkin bir savunma da yapamıyoruz” dedi. Karakoç, Akdeniz’in tahliyesini talep etti.
Mahkemenin kararı
Mahkeme, daha sonra ara kararını açıkladı. Buna göre, Akdeniz’in tutuklulukta geçirdiği süre, mevcut delil durumunu göz önünde bulunduran mahkeme, tahliye kararı verdi. Akdeniz’in yurtdışına çıkışını yasaklayan mahkeme, bir sonraki duruşmanın 10 Şubat 2026, saat 14:30’da yapılmasına hükmetti. Mahkeme, ayrıca dosyada ifadesi olduğu ileri sürülen iki tanık hakkında zorla getirme kararı, başka tanıkların da ifadelerinin tamamının dosyaya getirilmesi için İstanbul TEM Şube Müdürlüğü’ne yazı yazılmasına karar verdi.




