Egedebirgün Gazetesi, Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Genel Sekreteri Canan Onurer ile Kıbrıs’a, Kıbrıslı Türklerin taleplerine ve güncel siyasi gelişmelere dair kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdi. Röportajda Canan Onurer, Kıbrıs’ın tarihî ve kültürel bağlarını, genç kuşağın kimlik arayışını ve son seçimlerin sonuçlarını Egedebirgün Genel Yayın Yönetmeni Doğan Beyazgül’ e değerlendirdi.
Sizin için Kıbrıs ne ifade ediyor? Kıbrıslı olmak sizin kimliğinizde nasıl bir yer tutuyor?
Canan Onurer: ‘Kıbrıs’ta Kıbrıs sorunu olmasaydı, yaşlanabilecek en güzel ülkedir’ şeklinde tanımlıyorum bu küçücük adayı. Tanımlarken ayrıca ikiye bölünemeyecek kadar küçük bir adanın bölünmüşlüğünün üzerimizdeki ağırlığı çok fazladır. Benim annem Türkiyeli, babam Kıbrıslıdır. Büyüdüğüm, okuduğum, mesleğimi yaptığım ve en önemlisi bir çocuk büyüttüğüm yer burası. Ülke sevgisini hamasi bir yerden değil, endemik bitkilerini koruma kaygısı, dağını taşını severek, emekçilerine de saygı duyacak bir yerden öğrendim. Bu nedenle Kıbrıs, bir bütün hâliyle benim tüm kimliğimi oluşturmuştur.
Bugün Kıbrıslı Türklerin en temel talepleri sizce nelerdir? Hem yerel yönetimden hem de Türkiye’den beklentileri nelerdir?
Canan Onurer: Kıbrıslı Türkler siyasi gelenek ve kültürel olarak tutucu insanlar değildir. Her şeyin aşırısı burada tepki ile karşılanır. Temelde en önemli talep, ekonomik olarak iyileşmedir. Kendi ayakları üzerinde duran bir yapı talebi, kendi net bir şekilde göstermektedir. Türkiye’den beklentilerde ise daha fazla özerklik ve dayatma politikalardan uzaklaşma beklenmektedir.
Sizce Kıbrıslı Türklerin en çok göz ardı edilen toplumsal ya da siyasi beklentileri nelerdir?
Canan Onurer: Kıbrıslı Türklerin kendi iradelerine müdahale edilmesi kabul görmemektedir. Son yaşanan seçimi de bu bakış açısıyla değerlendirebiliriz. Kıbrıslı Türkler, dünya tarafından kabul gören bir statüye kavuşmak istemektedir. Kendi kendilerini yönetir pozisyona gelmek, bundan sonraki süreçte daha fazla gündeme gelecektir.
Son seçimlerde CTP’nin başarısını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu sonuç sizce Kıbrıslı seçmenin eğilimleri hakkında ne söylüyor?
Canan Onurer: Son seçimlerdeki başarıyı sadece CTP’ye yormak doğru bir tahlil olmaz. 2020’den bu yana yaşanan süreçlerde Kıbrıslı Türkler nefes alamayacak duruma gelmiştir. Buradaki siyasilerin de dillendirdiği gibi, Tufan Erhürman sadece CTP’lilerin değil, diğer siyasi yapılarda yer alan birçok kişiden de oy alarak bu noktaya gelmiştir.
Seçim sürecinde Erhürman’ın ‘ciddiyet’ ve ‘kardeşlik’ vurguları öne çıktı. Kavga dilinden uzak ve ne istediğini açıklayabilen bir anlayış, Kıbrıslı Türkleri sandığa götüren ve Erhürman’ın seçilmesine sebep olan unsurdur. Öne çıkan ekonomik sıkıntılar, toplumsal adalet arayışı ve demokratik değerlerin siyasetin merkezine taşınması gerektiğine dair güçlü bir toplumsal talep vardır.
Devlet Bahçeli’nin “Kıbrıs 82. vilayet olsun, olsun” açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Canan Onurer: Ezberlenmiş ve artık yerini bulamayan bir söylem olarak değerlendirilebilir. Kıbrıslı Türklerin iradesine saygısızlık olarak da yorumlanabilir. Bu söylem, Türkiye’deki iç siyasette farklılıkların daha görünür hale gelmesini sağlamıştır.
Bu açıklama Kıbrıslı Türkler arasında nasıl bir tepkiyle karşılandı?
Canan Onurer: Türkiye’deki aşırı milliyetçi çevrelerden gelen ‘ilhak’ çağrıları, Kıbrıs’ın kuzey kesiminde tepkiyle karşılanmış; adanın kuzeyinde demokratik iradenin ve halk egemenliğinin altı bir kez daha çizilmiştir. Bu seçim, sadece yeni bir Cumhurbaşkanı’nı değil, Kıbrıs’ın kuzey kesiminde siyasetin yönünü, toplumsal iradenin ağırlığını ve uluslararası dengelerin yeniden şekillenmekte olduğunu ortaya koydu.
Sizce bu tür açıklamalar Kıbrıs Türklerinin siyasi iradesine, kimliğine ya da aidiyet duygusuna nasıl etki ediyor?
Canan Onurer: Tek kelimeyle saygısızlık olarak değerlendirilebilir. Bu ve benzeri açıklamalar, Kıbrıslı Türklerin iradelerine daha fazla sahip çıkmasını sağlamaktadır. Yani ters tepmiştir.
“Yavru Vatan” ifadesi uzun yıllardır kullanılıyor. Siz bu ifadeyi nasıl yorumluyorsunuz? Kıbrıslı Türkler bu söylemi nasıl karşılıyor?
Canan Onurer: Kişisel olarak ben ‘yavru vatan’ veya Lefkoşa’ya Lefkoşe denilmesini bir ideolojinin söyleme yansıması olarak algılıyorum. Kıbrıs, Türkiye’deki birçok siyasi kesim tarafından ‘iç mesele’ olarak algılandığı sürece bu jargondan kurtulamayacağız. Bu tip ifadeler, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs arasındaki dostluk ilişkilerini olumsuz etkilemiştir. Kıbrıslı Türkler, şehir isimlerinin yanlış kullanılmasından ‘yavru vatan’ söylemine kadar birçok dışlayıcı söylemi kabul etmemektedir.
Bu tür ifadeler, Türkiye ile Kıbrıslı Türkler arasındaki ilişkileri nasıl etkiliyor? Aidiyet mi güçleniyor, yoksa mesafe mi artıyor?
Canan Onurer: Bu tür söylemler aidiyet duygusunu zedeleyerek mesafeyi artırmaktadır.
Türkiye’nin garantörlüğü, uluslararası anlaşmalar ve 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası bağlamında Bahçeli’nin açıklamalarını nasıl okumak gerekir?
Canan Onurer: Bahçeli’nin ‘ilhak’ açıklamasının uluslararası alanda bir karşılığı yoktur. Türkiye, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluş anlaşmalarından doğan garantörlük hakkını tüm Kıbrıs’ı kapsayan bir durum olarak kullanmaktadır. Açıklamalar, kışkırtıcı olarak nitelendirilebilir.
Kıbrıs Türk halkı için en gerçekçi siyasi çözüm sizce nedir?
Canan Onurer: Kıbrıs Türk halkı 2004 yılında Annan Planı’na evet demiştir. Hem birleşik Kıbrıs talebi olmuş hem de Avrupa Birliği’ne girme yönünde tavır sergilenmiştir. 2017’ye kadar federasyon temelli müzakere masaları kurulmuş, ancak 2020’den bu yana müzakere masası oluşturulamamıştır. Çözümsüzlük, Kıbrıslı Türklerin gündelik yaşamını derinden etkilemektedir. Ekonomik sıkıntılar ve siyasi tanınmamışlık çözülmeden siyasi çözüm mümkün değildir.
Türkiye’nin Kıbrıs’taki varlığı sizce daha çok siyasi mi, duygusal mı? Gelecekte nasıl olmalı?
Canan Onurer: Türkiye’nin Kıbrıs’taki varlığı siyasi ve ekonomiktir. Duygusallık zırhının arkasında gerçekler, Kıbrıs’ın Türkiye için önemini gösterir. Gelecekte Kıbrıs’a bakış açısı değişmeli ve iradesine saygı duyularak, demokrasi temelli bir anlayışla uluslararası camiada kendini kabul ettiren bir Kuzey Kıbrıs olmalıdır.
Genç kuşak Kıbrıslı Türkler hangi kimlikleri sahipleniyor?
Canan Onurer: Genç kuşak için en önemli sorun kimlik ve aidiyettir. Anne veya babasından biri Türkiyeli olan bir gencin Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olamaması kaygı yaratmaktadır. Gençler, üretmeye odaklanmakta ve bayrak ya da hamisi söylemlerle kandırılamamaktadır.
Kıbrıs’ta toplumsal birliktelik mi, bireysel hayatta kalma çabası mı ön planda?
Canan Onurer: İkisi birlikte değerlendirilebilir. Bireysellik hakim olsa da kültürel değerler veya siyasi iradeye saldırı durumunda toplumsal birliktelik ortaya çıkmaktadır. Ancak iktidar liyakat ve partizanlık sorunları yarattığında bireysellik ön plana çıkıyor.



