1. haberler
  2. Yerel
  3. Celal Yıldız’ın ilham veren yolculuğu: “Restoran kalbimden bir parça taşıyor”

Celal Yıldız'ın ilham veren yolculuğu: "Restoran kalbimden bir parça taşıyor"

İzmir'in sevilen restoran zinciri En Gözde'nin sahibi Celal Yıldız, geçmişin izlerini bugüne taşıyan, ilham verici yaşam hikayesini Ege'de Bir Gün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Doğan Beyazgül'e samimi ifadelerle anlattı. Varto'dan başlayıp, İzmir'in kalbine uzanan bu yolculukta; alın teri, aile, inanç ve paylaşmanın gücü ön planda...

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir tandır ekmeğiyle başlayan yolculuk, bugün restoran zincirlerine uzanıyor. “En Gözde” restoranlarının kurucusu Celal Yıldız, kurduğu sofraların sırrını ve başarı hikayesini anlattı.

-Sizce sizi bugünkü Celal Yıldız yapan dönüm noktası neydi?


-Çocukken Varto’da annemin tandırda pişirdiği ekmekleri sırtımda taşıyarak çobanlık . İşte orasıydı dönüm noktası. Küçük yaşta emeğin değerini, ekmeğin kutsallığını öğrendim. Bir insanın alın teriyle dimdik durabileceğini orada gördüm.

-Hiç “galiba başaramayacağım” dediğiniz anlar oldu mu? Olduysa sizi ne toparladı?

-
Oldu, hem de çok. Özellikle ilk yıllarda, İzmirin kalabalığında bir yabancı gibi hissederken. Ama her “yapamayacağım” dediğimde aklıma annemin duaları geldi. Bir de ailemin gözleri… En çok da onlardı beni toparlayan.

-Gecekonduda yaşadığınız o ilk yılları düşündüğünüzde, bugünle arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?



-O tek odalı evde sobanın üstünde pişen çayın buharı, bugün restoranlarımda servis edilen her çorbanın içinde var. O yokluk, bugünkü varlığın vicdanı oldu. O günleri hiç unutmadım, unutmak da istemedim. Çünkü orası benim karakterimin temeli.

-İlk restoranınızı açarken en çok neye inandınız?


Lezzetin samimiyetle birleşince bir evi bile yuva yapabileceğine inandım. İnsanlara sadece yemek değil, bir his sunmak istedim. O sofrada, bir tabak çorbanın insanı ısıtabileceğine inandım.

-İşinizi sadece bir ticaret değil de “bir yaşam alanı” hâline getiren unsur sizce neydi?


-Burası benim için bir geçim kapısı değil, bir teşekkür alanı. Hayata, insanlara, bana güvenenlere teşekkür etme biçimim bu iş. Bu yüzden her restoran, benim kalbimden bir parça taşıyor.

-Her müşterinize özel hissettirme yaklaşımınızın arkasındaki felsefe nedir?


-Çünkü çocukken, bir dükkâna girdiğimde insanlar bana “yoksul çocuk” gibi davranırlardı. O gün kendime söz verdim: Benim yerimde olan birini gördüğümde, onu değerli hissettireceğim. İnsan değer görmek ister; bunu verirsen geri kalan her şey gelir.

-Çalışanlarınızla omuz omuza çalışmaya devam etmenizin nedeni nedir?


Çünkü ben o mutfağın içinden geldim. Onların elinin hamurunu, sırtındaki teri bilirim. Bugün birlikte bir şey başardıysak, o başarıda her bir çalışanın tuzu var. Biz sadece ekip değiliz, bir aileyiz.

-İnsanlar sizin dürüstlüğünüzden ve güler yüzünüzden bahsediyor. Sizce bunlar iş hayatında ne kadar belirleyici?


Çok. İnsan bir kere kandırıldığını anlar, ama bir kere de içtenlikle karşılandığını hisseder. Dürüstlük belki hemen kazandırmaz, ama kalıcı yapar. Güleryüz ise kapıları açar, gönülleri birleştirir.

-Eşinizin bu yolculukta size olan katkısını nasıl tanımlarsınız?


-O, bu hikâyenin görünmeyen kahramanı. Ben yorulduğumda omzum, umutsuz kaldığımda pusulam oldu. Bazen sadece bir çay koyarak, bazen bir kelimeyle beni yeniden yola soktu. Onsuz bu yol eksik kalırdı.

-Varto’daki çocuklara destek olmayı neden bir görev bildiniz?


-Çünkü o çocukların her birinde kendimi görüyorum. Onlara yardım etmek, bir nevi geçmişteki Celal’e el uzatmak gibi. Onların gözlerinde umudu görmek, bana da umut veriyor. Borcumu ödüyorum diyebilirim.

-Kazandıkça paylaşmak size ne hissettiriyor?


-İç huzuru. Çünkü kazanç, sadece cebine giren değil; kalbine dokunandır. Paylaştıkça çoğaldığımı hissediyorum. Bir çocuğun gülüşü, bir annenin duası… Bu duygunun tarifi yok.

-Geçmişinizle bugün arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?


-Her sabah işe giderken annemin bana koyduğu yufkayı hatırlıyorum. Her yeni şube açıldığında, bir zamanlar çamurdan yaptığımız evin önünü… O bağ hiç kopmadı. Sadece şekil değiştirdi.

-Beşinci restoranınızı açarken en büyük hayaliniz nedir?


-Sadece bir restoran değil, bir kültür alanı açmak. İnsanların sadece yemek yemeye değil, hayat bulmaya geldiği bir yer olsun istiyorum. Ve belki bir gün, orada bir çocuğun “Ben de yapabilirim” dediğini duyarsam… En büyük hayalim işte o olur.

-Bu hikâyeden ilham alan gençlere ne söylemek istersiniz?


-Yılmayın. Size kim olduğunuzu değil, kim olacağınızı hatırlatacak insanları dinleyin. Hiçbir başarı sabaha karşı gelmez; gecenin en karanlık anından geçer. Ama sabredin, çünkü inanan kazanır.

-Sizce başarı nedir? Gerçek başarıyı nasıl tanımlarsınız?


-Başarı, geride hoş bir iz bırakmaktır. İnsanların kalbine dokunmak, bir hayata umut olmak… O gün biri sizin adınızı dua niyetine anıyorsa, işte o zaman başarmışsınız demektir

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
d_uygulu
Dıuygulu
0
d_nceli
Düşünceli
Celal Yıldız’ın ilham veren yolculuğu: “Restoran kalbimden bir parça taşıyor”
+ - 0

Bültenimize Ücretsiz Kayıt Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin
KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.