İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Halk TV’de katıldığı canlı yayında 23 bin işçiyi kapsayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine belediye çalışanlarının greviyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Tugay, sendika ile görüşmelerin sürdüğünü belirterek, “Makuliyet lazım, gerçeklerle birlikte bir karar vermek lazım. Bu arkadaşlar da bizim çalışanlarımız. Belediyenin mutlaka içinde bulunduğu durum biliyorlardır. Yani ödeyemediğimiz bir, ödeyemeyeceğimiz bir parayı vaat edemeyiz. O çerçevede bir makul bir sonuçla sonuçlanacağını umuyorum”dedi.
Tugay, sendikanın ücret talebinin oldukça yüksek olduğunu, başka bir sendika ile daha önce yapılan toplu iş sözleşmesindeki rakamların referans alındığını söyledi. “Sendikanın 82 bin TL’lik bir talebi olduğu ifade ediliyor. Ancak bu talep en düşük maaş için isteniyor. Çoğunluk 70 bin TL civarında bir ücret alacak bizim teklifimizle. Onlar ise en düşük 82, en yüksek 94 bin TL aralığında bir rakam istiyorlar” diyen Tugay, bu taleplerin belediyenin mevcut ekonomik koşullarının oldukça üzerinde olduğunu ifade etti.
“Son Önerimiz 59 Bin ile 76 Bin TL Arasındaydı”
Başkan Tugay, belediyenin son olarak teklif ettiği rakamların 59 bin TL’den başlayarak 76 bin 800 TL’ye kadar çıktığını ancak sendika tarafından kabul edilmediğini söyledi. “Açıkçası şu andaki güncel durumda elimiz çok dar, çok sıkıntılı. Çünkü toplu vergi ve SGK ödemeleri yapıyoruz. Yani birikmiş olan borçlara işte yıllık en az yüzde 48 faizle katlayarak geldi bugüne kadar. Ciddi bir borç yükü vardı. Onu normalde bir yapılandırmayla, zamana yayarak almasını beklerdik devletin ama maalesef herkesin bildiği gibi Ocak ayından beri çok ciddi kesintiler var. Yani bize verilecek paraların bütçenin yarısını keserek gönderiyorlar. Son 5 ayda 7 milyar 800 milyon lira para ödedik kesilerek ya da yapılandırmayla. Neticede şu aralar gerçekten çok sıkıntıdayız ve dolayısıyla çok bonkör davranamıyoruz.”
“Makuliyet ve Gerçekçilik Gerekli”
Belediyenin içinde bulunduğu ekonomik tabloya vurgu yapan Tugay, “Bu arkadaşlar bizim çalışanlarımız. Belediyenin durumunu biliyorlardır. Ne kadar veririz desek de onu ödeyebilmemiz de lazım. Ödeyemeyeceğimiz bir parayı vaat edemeyiz” dedi.
Ayrıca sözleşmenin yalnızca maaşları değil, yan hakları da içerdiğini belirten Tugay, “Mesela işe devam primi diye bir prim var. Yani bir ay boyunca işinize gelirseniz, normal mesainiz, maaşınızın %15’i kadar prim alacaksınız gibi anlamsız bir şey var. Yani çünkü işe zaten devam etmek durumunda insanlar gelmeme gibi bir seçenek varmış gibi. Diğer taraftan rapor almama primi var. İnsanlar hasta olunca tabii ki rapor alacak. Hasta olmayan da rapor almayacak tabii ki. Yani rapor almama primi diye hiçbir mantığı olmayan bir primi veriyordu maalesef.”
“Kazanılmış Haklar Yasal Sınırların Üstünde Olmamalı”
Sendikanın “kazanılmış haklarımızı vermeyiz” çıkışını da değerlendiren Tugay, Kazanılmış haklar derken, demin söylediğim gibi bazı haklar ya da aslında yasada tanımlanmış limitlerin üzerine çıkmış bazı haklar. Bunlar izinler için geçerli. Mesela yasal olarak doğum yapan, her kadın çalışan 16 hafta izinli. Ama buna ilave olarak 3 hafta daha verilmiş. Şimdi bunu 7 hafta daha istiyorlar. Yani 16 hafta yasal izin, üzerine 7 haftada sendikal izin şeklinde bir izin isteniyor. Yani bu sadece bu sözleşmeyi imzaladığımız sendikanın üyeleri için geçerli olacak açıkçası. Yani şimdi eşit işe, eşit ücret diyoruz ama, yani aynı halktan mesela diğer toplu iş sözleşmesi yapan kişiler ya da memurlar yararlanamıyor. Örneğin orada bir eşitlilik de oluyor. Ama bizim arkadaşlarımızın söylediği eşit işe, eşit ücret söyleminin arkasındaki neden, işte demin söylediğim şey konuşmanın başında, ben göreve gelmeden önce imzalanmış, diğer bir şirketle imzalanmış toplu iş sözleşmesinde yüksek artış verilmiş olması ve onların şu anda 90 bin 100 bin aralarında bir maaş alıyor olması. ” Biz de öyle yüksek bir ücret istiyoruz. Biz de onlarla eşit değil diyorlar.” Kast ettikleri o ama orada bir hata var. Şimdi o hatayı başka bir hatayla büyütüp işin içinden çıkılmaz hale getiremeyiz. O nedenle kabul edemiyoruz yani.”
“Grev Sürdürülebilir Değil, Mutlaka Anlaşacağız”
Tugay, yaşanan grevin İzmir halkı ve çalışanlar açısından sürdürülebilir olmadığını belirterek, Yani tabii ki koca bir şehir, olması gereken belediye hizmetinin sağlanması lazım. Yani bunu böyle aksayarak bırakamayız, çözmemiz gerekiyor. Çözülecek mutlaka, çözülecek, sürdürülebilir bir şey değil çünkü bu. Yani bizim açımızdan da değil, çalışanlar açısından da değil, şehir açısından da değil. Yani anlaşmaya çalışmak için, anlaşabilmek için elimizden ne geliyorsa, hangi alternatifleri konuşabiliyorsak hepsini konuşmaya devam edeceğiz. Yani bugüne kadar bütün grevler bu şekilde anlaşmayla sonuçlandı. Yani block out denen bir şey var ama belediyelerde bugüne kadar hiç uygulamadı böyle bir şey. Bizim de böyle bir şeye ihtiyacımız olmayacağını umuyorum. Ama neticede anlaşacağımıza inanıyorum ben.




