Cumhuriyeti kuranlar, eğitimi var olma ve yok olma sorunu olarak görmüşlerdir. Öğretim birliği, millet mektepleri, mesleki teknik eğitim, halkevleri ve köy enstitüleriyle Cumhuriyet’in ilk 20 yılında eğitim ve kültür alanında bir altın dönem yaşatılmıştır. Her aşamada ulusal, parasız, karma ve nitelikli eğitimin ülke çapında yaygınlaştırılması için canla başla çalışılmış, laik, bilimsel ve demokratik eğitimin temelleri
atılmıştır.
Ancak 1946’dan itibaren eğitim alanında başlayan piyasacı ve gerici dönüşümler, özellikle AKP iktidarında yasal hale gelmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın tarikat ve cemaatlerle yaptığı protokollerle, eğitim tamamen dinci çevrelerin etkinlik alanına dönüşmüştür. Cumhuriyetin ilk 20 yılında kurulan bilimsel, demokratik ve laik eğitim sistemi yok edilmiştir.
Bu sorunların temel kaynağı, iktidarın piyasacı ve gerici dünya görüşü ile Cumhuriyet
devrimlerini benimsememesidir. İktidarı yönetenlerin, bir siyasal parti üyesi gibi değil, bir
tarikat üyesi gibi davranmalarıdır. Ayrıca, demokratik kitle örgütlerinin ve siyasi partilerin Diyanet Akademisi kurulması konusunda sessiz kalması ve okulların imam hatiplere dönüştürülmesi konusunda etkin bir davranış göstermemesi de önemli bir etkendir. Aydınlar, akademisyenler, öğretmenler ve demokratik kitle örgütlerinin laik ve bilimsel eğitime sahip çıkmamaları ve örgütlü muhalefet oluşturmamaları da bu sorunları derinleştirmiştir.
Sorunların çözümü, öncelikle gerçekten laik, bilimsel ve demokratik anlayışta ve insan haklarına saygılı olan partilerin iktidara gelmesiyle mümkündür. Türkiye’de bir an önce kapsamlı, bilimsel ve Türkiye koşullarına uygun, uygulanabilir bir eğitim reformu yapılması zorunludur ve acildir. Eğitim reformu, ancak eğitimin bilimsel ve laik temeller üzerine yeniden inşa edilmesiyle başarıya ulaşabilir.
Eğitim, sadece bir ülkenin geleceğini değil, aynı zamanda o ülkenin toplumsal yapısını da
şekillendirir. Cumhuriyetin 2. yüzyılına girerken, eğitim sistemimizde yapacağımız
reformlarla, geleceğe daha umutlu bakabiliriz.
Cumhuriyetin 2. yüzyılında eğitim ve kalkınma
0
Paylaş

