Her gün bir diğerine eklenir, zamana kaybolur gider. Kimi insan, geçen zamanı geriye almayı düşünür, kimi ise henüz gelmeyen zamanın hayalleriyle yaşar. Ama en önemlisi, içinde bulunduğumuz anı anlamaktır. Bir gün daha geride kaldı. Kimimiz gidenleri, kimimiz geleceği, kimimiz de imkansızı bekledi. Giden gelmedi, gelecek dönmedi, imkansız olan ise hep hayal olarak kaldı.
Yaşamda sayılı günlerimiz var. Her bir çizgi, her bir beyaz tel, zamanın ellerinden kayan anları hatırlatır. Ne kadar yaşadığımızı bilmeden geçer günler; kaç bahar göreceğimiz belli olmaz, ancak her anın kıymetini bilmek, yaşadığımız her saniyeye anlam katmak elindedir. Geride kalan zaman ne kadar çoksa, ne kadar fazlaysa, geçmişe bakıp değerlendirdiğimizde, belki de o kadar azdır bir insanın gerçek anlamda yaşadığı zaman.
Dünya, aslında bir nefeslik ömre tekabül eder. Birçok insan, dünya ve ahiret arasında bir denge kurmaya çalışırken, gerçek anlamda dünyaya dair tek şeyin bir nefes olduğunu unutur. İnsan, bu kısa ömürde bazen kendini kırar, bazen de kırılır. Ama en önemlisi, kırılmadan, kırmadan geçirebilmek.
Ömrün sonu, başlangıcı kadar önemli değil aslında. Zamanın hızla geçmesi, gidenin geri gelmemesi, gelecek olanın bilinmemesi… Bir zamanlar sahip olduğumuz bu anı kaçırmamamız gerektiğini hatırlatıyor. Çünkü dünya, gerçekte kırmaya, kırılmaya değmeyecek kadar kısa.
O yüzden fazla kurcalama hayatı, ne olmuş ne olacağına kafa yorma. Geçmişi değiştiremezsin, geleceği şekillendiremezsin. Ama şu anı, bu anı sahiplenebilirsin. Gül, gülebildiğince, sev, sevabını bilerek, yaşa, yaşadığın kadar yaşa. Geride kalan ömrümüzü güzelliklerle dolduralım.
Ve hatırlayalım ki, günler, yıllar geçse de… Sonunda hep bir nefes kalır geriye. Geriye kalan o nefesi, gülerek, sevgiyle ve huzurla yaşamak dileğiyle… Gününüz aydın, ömrünüz huzurlu olsun.

