Kaybolmak! sadece insanın yolunu, yönünü kaybetmesi midir? Yoksa duygularını, sağduyusunu, bakış açısını yitirerek karanlığa gömülmesi midir?
Ve kaybolduğumuzda köşemize çekilip birilerinin gelip bizi kurtarmasını mı beklemeliyiz? Yoksa kaybolmuşluğumuzun üzerinde dimdik ayağa kalkıp doğru yolu mu aramalıyız?
Kaybolmak bir yok oluşumudur? Yoksa doğru yolu bulmak ve yeni yollar keşfetmek için bir fırsat mı?
Hayatımızın yolunu ve yönünü verdiğimiz kararlar belirlemez mi? Ve hayat cesur olanlara her zaman torpil geçmez mi!
İnsanlar!
Hayatımızdaki en karmaşık, çözülmesi en imkânsız olan, bazıları bizi aydınlığa götürürken bazıları ise karanlığa sürükleyen varlıklardır. Doğru insanı nasıl seçeceğiz, hangi insanı seveceğiz, hangi insana güveneceğiz soruları en karmaşık ve cevap vermesi en zor sorulardandır. Bu soruların cevabını çoğu zaman mantığımız ile veririz ve zaman zaman yanılabiliriz. Çünkü mantıksal olarak verdiğimiz kararlar duygusal kurallara tabi değildir. Bazı zamanlarda ve bazı durumlarda mantıksal kararlar vermek bizi hatalı davranışlara sürükleyebilir. Çünkü mantığımız bize bazı durumları vazgeçilmez düşündürebilir, zorunluluk ve mecburiyet dayatması yapabilir. Bu dayatmalar neticesinde verdiğimiz yanlış kararlar sebebi ile de zaman zaman yolumuzu kaybedebiliriz. Doğu ile yanlış arasındaki ince çizgiyi ayırt edemeyebiliriz.
Aslında hayatın kendisi başlı başına doğru ve yanlışı ayırt etme, bilişsel ve ruhsal bir var olma ve kaybolma platformu değil midir?
Kalp ve zihin arasındaki o derin ve karmaşık bağlantıda kaybola kaybola doğru yolu bulmaya çalışırken sayısız zorlu sınavla karşı karşıya gelmiyor muyuz? Belli bir bilişsel olgunluğa ulaştığımızda Zihnimizle yani mantığımızla verdiğimiz kararlardan pişman olmuyor muyuz ? Ne diyordu Tutunamayanlar kitabında Oğuz ATAY ‘’ Zihin illüzyondur evlat vesveseleri ile seni yanlış yere götürür, sen kalbinin sesini dinle o seni daima doğru yere götürür’’ işte tam olarak böyle çoğu zaman mantığımızla doğru olduğunu düşündüğümüz, verdiğimiz kararlarlar da aradan zaman geçtiğinde arkamıza dönüp baktığımızda aslında ne kadar yanlış kararlar olduğunu ve hayatımızda ne kadar büyük erozyonlara sebep olduğunu görüyoruz. İşte asıl mücadele bundan sonra başlıyor. Biz o kaybolduğumuz yollardan, kararlardan ders alıp tabiri caizse şapkamızı kucağımıza koyup o kaybolduğumuz yollarda bir daha kaybolmamak için doğru yolları öğreniyoruz. Kimileri buna tecrübe diyor ben doğru yolu öğrenmek diyorum. Mayınlı bir tarlada yürümek gibi, mayınlara basa basa mayınsız alanları öğreniyoruz…
Sonra dimdik kalkıyoruz ayağa ben bu yolları biliyorum, sokakları, caddeleri biliyorum diyerek en güvenli yollardan, hatalarımızdan ders alarak, zihnimizle değil de kalbimizle kararlar vererek kendimize eskisinden daha güzel, daha mutlu ve daha huzurlu yeni bir hayat inşa ediyoruz.
İşte tüm bu sebeplerden ‘’ KAYBOLMAK ASLINDA YOLU ÖĞRENMEKTİR’’ Kaybolmaktan ve yanlış yapmaktan korkmayın. Her hata, her yanlış eğer doğru dersleri alabilirsek bizi daha aydınlık yollara çıkaracaktır.
Selam ve sevgilerimle.

