Aylin Cantaş
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. Hakikat ile aramdaki engel ‘’BEN’’ isem…

Hakikat ile aramdaki engel ‘’BEN’’ isem…

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hakikat ile aramdaki engel ‘’BEN’’ isem, ben beni yolumdan nasıl çekerim?
İşte insan denen varlık için en zoru da bu değil mi? Ben’den vazgeçmek. Yarattığı isminden, cisminden, kimliğinden vazgeçmek. Taşıdığı tüm rollerinden, üzerine yüklediği tüm yüklerinden vazgeçmek.
Hangimiz yıllar boyunca ilmek ilmek işlediğimiz benliğimizden, dünyada edindiğimiz yüklerimizden ‘’bir an’’ da vazgeçebiliriz? Maldan, mülkten, kariyerden, statüden, annelikten, babalıktan, evlatlıktan hangimiz vazgeçip, arkamıza bakmadan gerçekliğe adım atabiliriz?
İnsanoğlu binlerce yıldır arayış içinde. Yaratıcıyı arıyor. Evreni çözmeye çalışıyor. Yaşadığı dünyada ki amacını anlayamadan uzayın derinliklerine göz dikiyor. İnsan işte… Burnunun ucunu göremeden hep gözünü uzaklara dikiyor. Henüz insan denen kendindeki sırlara vakıf olmadan dünya dışı varlıkları anlamaya çalışıyor. İnsan, kendini çözmeden Tanrı’ya kavuşmak için türlü türlü yollar deneyimliyor. Tanrı’nın bir parçası olduğuna inanıyor ancak kendini aradan çekmeye cesaret edemiyor.
Çünkü insan kendine Tanrı’dan daha fazla aşık.!
Çünkü insan kendinden vazgeçmekten korkuyor.!
O yıllarca ilmek ilmek dokuduğu benliğini terk etmekten ölesiye korkuyor. Başarıyı, benliğini beslemek zannediyor. Zenginliği benliğinin lütfu zannediyor. Özgürlüğü, benliği ile elde ettiğine inandığı materyalist yaşam şekli zannediyor. Ve bu zannettiği her şeyi bırakmak insana zor geliyor. Ölüm korkusunun altında yatan yegane sebepte budur insanda. Sahip olduğu bedeni, kimliği ve maddi olanaklarını bırakıp gitmek.!
İnsan kendinden yorulsa da bunu kendine itiraf edemiyor.
Nedeni…
Çünkü bu sorunun cevabı kendini, yarattığı dünyevi benliğini gerçek zannetmesi ve o olmazsa yaşayamayacağı inancı. Sınırlı zihin ve akıl insanı buna inandırdı. Gördüğü dünyanın ve insanın tek gerçek olduğuna. Buna rağmen tatmin olmadı insan ve arayışı hiç bitmedi. Çünkü içerde bir his, bir dürtü bunun yeterli olmadığını hatta bunun gerçek dahi olmadığını fısıldıyordu her fırsatta. Ve insan hep soruyordu; nereden geldim, nasıl geldim, nereye gidiyorum. Bu kadar soruya gerek bile yok aslında. Sorulacak tek soru var:
BEN KİMİM?
Aradığım ne? Niye arıyorum?
Bu soruların cevabı madalyonun diğer yüzü. İnsanın derinlerinde bildiği ama unuttuğu o madalyonun diğer yüzü olan BOŞLUK. İnsan o boşluktan korkuyor. O boşlukta kendini nelerin beklediğini bilmiyor, hatırlamıyor. Binlerce yıldır aradığı Hakikat o boşluğun ta kendisi. Sonu ve başlangıcı olmayan boşluk. Kendi içinde devinen, kendi bilinci olan boşluk. İnsan o boşluktan geldi ve o bilinç tarafından yaratıldı. Ve bir isim verme gereği duyduğunda adına farklı farklı isimler verdi. Tanrı, Allah, Rab, Yaratıcı vs..
Boşluk, hiçliğin ve her şeyin var olduğu, birbiriyle iç içe bağlı olduğu, her devinimin boşluğun her noktasında aynı anda gerçekleştiği bir alan. Ve evrende her şey bu alan içinde yaratılıyor. Her an…!
İnsan aklı tam olarak ne Tanrı’yı ne varoluşu anlamaya yeterli değil. Bu boyut için özellikle. Bu sebeple farklı boyutlar ve farklı evrenler var. Yolculuk kademe kademe, kat kat.. İnsan aklı belli bir noktaya kadar ancak algılayabiliyor, sorularına cevap bulabiliyor.
Dünya okulundan mezun olmanın tek yolu BEN KİMİM? sorusunun cevabını bulmakta yatıyor. Bunun dışında harcanan her zaman ve enerji Hakikat’ten uzaklaşmanıza sebep oluyor.
Aradığında seni arıyor. Sen seni yeter ki aradan çek.
Sevgimle.

Hakikat ile aramdaki engel ‘’BEN’’ isem…
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin