1984!
Bezen kendimi George Orwell’ın 1984 kitabında yaşayan bir roman kahramanı gibi hissediyorum .72 yıl önce yayınlanmış karamsar bir dünyayı anlatan kitaptaki kurguya bugün 2024 yılında fazlaca yaklaşmış olmamız beni endişelendiriyor.Barışın savaşa, bolluğun yokluğa,sevginin zulme, doğruların ise yalana evrildiği bir çağa dönüşmeyi ve o çağda yaşamayı hayal dahi etmek istemiyorum .
1984 kitabını lise yıllarımda okumuştum ve zihnimdeki sarsılmaz yerini ta o zamanlardan almıştı. O yaşlarda çocukça bir merakla ve hayretle okuduğum , bugün ise kitabın matematik dilini çözerek ve dünyanın , insanın her halini dert edinen bir vatandaş olarak tekrar değerlendirdiğimde, kitabın otoriter rejimler için bir rehber niteliğinde olduğunu görmekteyim.Birileri kitapla kurgulanmış ve bugün gerçeği yaşanan distopyayı özümseyip bir ütopyaya dönüştürmeye çalışıyor olabilir mi ? Neden olmasın ki ?
Senelerdir dünyada süper güç olarak tanımlanan güçlerin çeşitli coğrafyalardaki milyonlarca insanın kendi topraklarından göç etmesine , başka ülke topraklarında kültürlerinden kopmuş olarak yaşamasına sebep olan ve adına demokrasi denilen şey gerçekten sonu gelmeyen savaşlar ve ölümler ile mi sürdürülebiliyor du? Yoksa demokrasi başlığı altında başka amaçlar mı vardı ?
Ve biz dünyayı ezip geçen güçler karşısında , zorluklar ile dolu günlük yaşam mücadelesi içinde ve halen sevgiyle, inançla, umutla şarkı söyleyebiliyorken daha adil yeni bir dünya yaratabilirmiyiz?
Şöyle bir kafamızı kaldırıp tertemiz bir zihinle bakalım etrafımıza , bireyler arasındaki iletişim zayıflıyor, toplumdaki sınıflar arasındaki bağlar zayıflıyor,orta sınıf ve alt sınıf her geçen gün daha da geriye düşüyor, liyakatsızlık ise her dakika daha da prim yapıyor. Belli zümreler , gruplar adeta demir bir yumruk gibi dünyayı tek bir elden yönetmeye çalışıyor. Yetmiyormuş gibi bizim ve çocuklarımızın geleceğini karartanlar, geleceksizliğin hesabını soruyor!
En sert darbeleri kültürel değerlere ve eğitime vuruyorlar. Çünkü biliyorlar ki toplumları çökertmenin en hızlı yolu kültürel değerleri yok etmek ve eğitimi zayıflatmaktır. Çünkü kötü eğitimin geri dönüşü yoktur ve uzun vadede bedelleri ağır olur. Düşünün ki ; siz eğitimini tamamlamış birine ‘’ Bu eğitim olmadı sana öğrenmen gerekenleri öğretemedik , diplomanı iptal ettik , yeniden okuyacaksın’’diyebilir miyiz? Elbette ki diyemeyiz.
Eğitim denilince de sadece matematik , fizik , kimya gelmemeli aklımıza. Geniş tanımı ile Eğitim ; Bireyin davranışlarında kendi eğitim ve tecrübesi yoluyla istenilen pozitif değişmeyi meydana getirme süreci diyebiliriz ve yine eğitimin ana amaçları olarak ; Fikri hür, vicdanı hür , bilimsel düşünce gücüne sahip, disiplinli, çalışkan, kendine güvenen, öngörüsü yüksek, kültürel değerlerine sahip çıkan ve dünyada yaşanan her türlü ilerlemeyi takip ederek kendisine ve ülkesine fayda sağlayacak olan gelişmelere kolayca adapte olabilen bireyler yetiştirmektir diyebiliriz. Günümüz dünyasındaki eğitim sistemine baktığımız zaman aldığımız eğitimin bu perspektifi karşıladığını söyleyebilir miyiz ? cevabı size bırakıyorum …
Üstelik biz eğitimi zayıflattığımızda iktisadi gücümüzüde zayıflatmış oluyoruz. Bilinmelidir ki; Klasik iktisat teorisinde geçmiş dönemlerde sermaye kavramı, makine, teçhizat ve diğer ekipmanlardan oluşan fiziki sermaye ile açıklanırken, günümüzde kişisel ve toplumsal özelliklerin üretime olan etkilerinin giderek önem kazanması, pozitif değerlerinde sermaye olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla beşeri sermaye kavramının doğmasına neden olmuştur. Burada sözü geçen pozitif değerler, işgücündeki bilgi, beceri , eğitim ve tecrübelerdir. Yani nereden bakarsanız bakın işin ucu eğitime dayanmaktadır.Eğitimi , ordusu ve ekonomisi sağlam olmayan devletler ise zayıflamaya ve yok olmaya mahkumdur.
Bunca şeyi neden mi yazdım ? Çekilip köşeme uzaktan izleyince memleketimi, dilimde Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun ‘’Oğlum Mernuş ez az üç dil bileceksin’’ diye başlayan şiiri , zihnimin bir yarısı karanlık ama diğer yarısı vatanım için umutlu ve aydınlık , ruhum ise Cumhuriyet heyecanında Uyanışı izliyorum…
Selam ve sevgilerimle,

